Ortadoğu'da devam eden jeopolitik gerilimler ve Gazze'deki savaşın gölgesinde, Washington ve Tahran hattındaki diplomatik trafik yeniden şekilleniyor. ABD merkezli haber platformu Axios'un diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, İranlı yetkililer, ABD ile yürütülen dolaylı görüşmelerin mekanizmasında ve lokasyonunda değişiklik yapılmasını istedi. Haberde, İran'ın müzakerelerin yeniden Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılmasını talep ettiği vurgulandı.
Söz konusu gelişme, iki ülke arasındaki iletişimin tamamen kopmadığını, ancak İran'ın süreci kendi belirlediği diplomatik sahada yürütmek istediğini gösteriyor. Umman, tarihsel olarak Batı ile İran arasında 'Güvenilir Arabulucu' rolünü üstlenmesiyle biliniyor. Özellikle 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) nükleer anlaşmasına giden süreçte Maskat yönetimi, taraflar arasında gizli görüşmelere ev sahipliği yaparak kritik bir rol oynamıştı. Tahran'ın yeniden Umman'ı işaret etmesi, müzakerelerde daha önce test edilmiş ve güvenli buldukları bir zemine dönme isteği olarak yorumlanıyor.
Diplomatik kaynaklar, bu talebin zamanlamasına dikkat çekiyor. Geçtiğimiz aylarda, özellikle İsrail ve Hamas arasındaki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski artarken, ABD ve İranlı yetkililer arasında Umman'da yapılması planlanan bazı dolaylı görüşmelerin iptal edildiği veya ertelendiği basına yansımıştı. ABD tarafında, Beyaz Saray'ın Ortadoğu Koordinatörü Brett McGurk'ün öncülük ettiği bu görüşmeler, genellikle tarafların aynı binada bulunup doğrudan yüz yüze gelmediği, Ummanlı yetkililerin mekik diplomasisi yürüttüğü bir formatta gerçekleşiyordu.
Analistler, İran'ın bu talebinin sadece lojistik bir tercih olmadığını, aynı zamanda bölgesel nüfuz mücadelesinin bir parçası olduğunu belirtiyor. İran, müzakere masasını Katar veya diğer bölgesel aktörlerden ziyade, geleneksel diplomasi kanalı olan Umman'a taşıyarak süreci daha kontrollü bir alana çekmeyi hedefliyor olabilir. Öte yandan ABD yönetimi, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeyi sınırlamak ve bölgedeki vekil güçlerinin (proxy) eylemlerini kontrol altına almak için diplomatik kanalları açık tutma stratejisini sürdürüyor.
Henüz ABD Dışişleri Bakanlığı veya Beyaz Saray'dan İran'ın bu spesifik talebine ilişkin resmi bir yanıt gelmese de, Washington yönetiminin önceliğinin 'sonuç odaklı diplomasi' olduğu biliniyor. Müzakerelerin yeri değişse bile, masadaki ana gündem maddelerinin; İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetleri, bölgedeki ABD üslerine yönelik tehditler ve tutuklu takasları gibi hassas konular olmaya devam etmesi bekleniyor. Umman'ın bu süreçte yeniden devreye girmesi, tıkkanma noktasına gelen diyaloğun yeniden canlanması için bir fırsat penceresi sunabilir.