Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki ilişkiler, on yıllardır süregelen güvensizlik, nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesi ve bölgesel vekalet savaşları nedeniyle hassas bir dengede durmaktadır. BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner tarafından kaleme alınan analiz, Washington'ın Tahran'a yönelik olası bir askeri müdahalesinin tetikleyebileceği yedi ana senaryoyu detaylandırırken, bu durumun sadece Orta Doğu'yu değil, tüm dünyayı etkileyecek bir zincirleme reaksiyona neden olabileceğini ortaya koyuyor.

İlk ve en çok konuşulan senaryo, İran'ın nükleer tesislerine yönelik sınırlı ve hedef odaklı hava saldırılarıdır. ABD'nin İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek amacıyla Natanz ve Fordo gibi stratejik tesislere saldırması, İran'ın nükleer programını yıllarca geriye götürebilir. Ancak uzmanlar, böyle bir hamlenin İran'ı nükleer programını yeraltına daha derinlemesine gömmeye ve Batı ile tüm diplomatik köprüleri atmaya itebileceği konusunda uyarıyor.

İkinci senaryo ise İran'ın vereceği asimetrik yanıttır. Tahran'ın doğrudan ABD ordusuyla konvansiyonel bir savaşa girmesi beklenmese de, "gri bölge" taktikleri olarak bilinen siber saldırılar, deniz mayınlama faaliyetleri ve bölgesel milis güçlerini harekete geçirme ihtimali oldukça yüksektir. Bu durum, üçüncü senaryo olan "Bölgesel Yayılma" riskini doğurur. Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Şii milisler, ABD üslerine veya İsrail gibi ABD müttefiklerine yönelik roket saldırılarını yoğunlaştırabilir.

Ekonomik açıdan en korkutucu dördüncü senaryo, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıdır. Küresel petrol ticaretinin can damarı olan bu boğazın İran tarafından bloke edilmesi veya tanker geçişlerinin tehdit edilmesi, petrol fiyatlarında ani ve devasa bir artışa neden olarak küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir.

Beşinci senaryo, ABD'nin hedefinin sadece nükleer tesisler değil, doğrudan "Rejim Değişikliği" olması durumudur. Ancak Gardner ve diğer stratejistler, Irak ve Afganistan örneklerinden yola çıkarak, İran gibi köklü ve karmaşık bir devlet yapısına sahip ülkede dış müdahale ile rejim değiştirmenin öngörülemez bir kaos yaratacağını belirtmektedir. Altıncı senaryo ise tam tersine, dış saldırının İran halkını rejim etrafında kenetlemesi ve iç muhalefetin milliyetçi duygularla bastırılmasıdır.

Son olarak, yedinci senaryo "Hesaplanamayan Sonuçlar" ilkesine dayanır. Savaşın sisi altında atılacak yanlış bir adım, sivil kayıpların artması veya üçüncü ülkelerin (Rusya, Çin gibi) sürece dahil olması, çatışmayı küresel bir krize dönüştürebilir. Sonuç olarak, ABD'nin İran'a yönelik olası bir saldırısı, askeri bir operasyondan çok daha fazlası olup, enerji güvenliğinden küresel siyasi dengelere kadar dünyayı yeniden şekillendirecek riskler barındırmaktadır.