Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Orta Doğu diplomasisinin yoğunlaştığı bir dönemde Suudi Arabistan ve Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaretlerle bölgesel ilişkilerde yeni bir sayfa açma hedefiyle hareket ediyor. Türkiye'nin bu iki önemli Arap ülkesiyle son dönemde iyileşen ilişkileri, Ankara'nın dış politikasında komşularla sıfır sorun ilkesinin revize edilmiş bir versiyonunu ve bölgesel istikrara verdiği önemi gösteriyor.

İlk durağı Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerde, özellikle gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından yaşanan soğukluk döneminin tamamen geride kaldığını ve iki ülke arasındaki yakınlaşmanın hız kazandığını simgeliyor. Görüşmelerde, ikili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi gibi konuların öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığı tahmin ediliyor. Enerji, savunma sanayii, inşaat ve turizm gibi sektörlerde işbirliği potansiyeli yüksek olan bu iki ülke, ayrıca Gazze'deki insani kriz, Filistin meselesi, Yemen'deki durum ve bölgesel güvenlik konularında ortak bir zemin bulma arayışında.

Riyad temaslarının ardından, 4 Şubat'ta Mısır'ın başkenti Kahire'ye geçecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti ise çok daha uzun süreli ve derin bir gerginliğin ardından gerçekleşecek olması nedeniyle tarihi bir öneme sahip. Mısır'da 2013'teki darbenin ardından Ankara ile Kahire arasındaki ilişkiler adeta buz kesmiş, diplomatik temsil seviyesi maslahatgüzarlık düzeyine indirilmişti. Erdoğan'ın bu ziyareti, on yılı aşkın bir sürenin ardından Mısır'a devlet başkanı düzeyindeki ilk ziyaret olacak ve ikili ilişkilerde tam normalleşme yolunda atılan en kritik adım olarak kabul ediliyor.

Kahire'deki görüşmelerde, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin canlandırılması, karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Libya'daki durum gibi bölgesel meseleler ele alınacak. Ayrıca, Türkiye ve Mısır'ın Filistin meselesine yönelik ortak yaklaşımları ve Gazze'deki insani yardımların koordinasyonu gibi konular da gündeme gelmesi beklenen başlıklar arasında yer alıyor. Ziyaretin, karşılıklı büyükelçi atamalarıyla diplomatik ilişkilerin tam seviyesine çıkarılmasına zemin hazırlaması öngörülüyor. Her iki ziyaret de, Türkiye'nin son yıllarda Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve diğer bölgesel aktörlerle yürüttüğü normalleşme diplomasisinin bir devamı niteliğinde olup, Orta Doğu'da barış, istikrar ve ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi yönündeki çabalara önemli katkılar sunma potansiyeli taşıyor. Bu kritik zirveler, bölgedeki dengelerin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynayabilir ve Türkiye'nin bölgesel liderlik iddialarını pekiştirebilir.