Türkiye'nin dış politikasında son yıllarda ivme kazanan 'bölgesel normalleşme ve sorunları en aza indirme' stratejisi, şubat ayında gerçekleştirilecek üst düzey ziyaretlerle yeni bir boyuta taşınıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Orta Doğu diplomasisinde kritik öneme sahip olan Suudi Arabistan ve Mısır'a resmi ziyaretlerde bulunacağı bildirildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 3 Şubat'ta Suudi Arabistan’ı, 4 Şubat tarihinde ise Mısır’ı ziyaret edeceğini duyurdu.

Ziyaretin ilk ayağı olan Suudi Arabistan temasları, Ankara ve Riyad arasında son dönemde giderek derinleşen ekonomik ve siyasi iş birliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 3 Şubat'ta Riyad'da gerçekleştirilecek görüşmelerde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, savunma sanayii alanındaki stratejik ortaklıklar ve enerji yatırımlarının ele alınması bekleniyor. Ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve bölgedeki insani kriz gibi konuların da masaya yatırılacağı, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi iki büyük gücün ortak diplomatik tavır geliştirmesi üzerine durulacağı öngörülüyor.

Diplomatik turun en dikkat çekici ayağı ise 4 Şubat'ta gerçekleşecek olan Mısır ziyareti olacak. Türkiye ve Mısır arasında yaklaşık on yıl süren diplomatik soğukluğun ardından, geçtiğimiz yıl karşılıklı büyükelçilerin atanmasıyla başlayan normalleşme süreci, bu ziyaretle taçlandırılmış olacak. Erdoğan'ın Kahire ziyareti, ikili ilişkilerin 'tam onarımı' ve Doğu Akdeniz'deki enerji denklemleri açısından tarihi bir önem taşıyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile yapılacak görüşmelerde, Libya'daki durum, Doğu Akdeniz'deki yetki alanları ve enerji iş birliği ile 15 milyar dolara çıkarılması hedeflenen ticaret hacmi gibi stratejik dosyaların açılması bekleniyor.

Küresel gözlemciler, Erdoğan'ın bu arka arkaya gerçekleştireceği ziyaretleri, Türkiye'nin bölgedeki oyun kurucu rolünü pekiştirme ve Körfez sermayesi ile Kuzey Afrika'nın jeopolitik ağırlığını birleştirme çabası olarak yorumluyor. Özellikle Gazze'de devam eden krizin çözümünde Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan üçgenindeki koordinasyonun, bölgesel istikrar adına belirleyici olabileceği vurgulanıyor. Bu ziyaretler, sadece ikili ilişkileri değil, Orta Doğu'nun genel siyasi atmosferini etkileyecek potansiyele sahip kritik bir diplomatik hamle olarak kayıtlara geçiyor.