Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Orta Doğu diplomasisinde yeni bir dönemi simgeleyen kapsamlı bir ziyaret programı için Suudi Arabistan'a gitti. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın özel daveti üzerine gerçekleşen bu ziyaret, Ankara ve Riyad arasındaki ilişkilerin son yıllarda kazandığı ivmeyi pekiştirmeyi amaçlıyor. Riyad'a varışında üst düzey yetkililer tarafından karşılanan Erdoğan'ın gündeminde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, savunma sanayii iş birlikleri ve enerji alanındaki ortak yatırımlar bulunuyor. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışması başta olmak üzere, Gazze'deki insani durum ve bölgesel güvenlik meselelerinin iki liderin görüşmesinde öncelikli maddeler arasında yer alması bekleniyor.

Erdoğan'ın bu diplomatik turunun en dikkat çekici ayağını ise Mısır ziyareti oluşturuyor. Cumhurbaşkanı, Riyad'daki temaslarını tamamlamasının ardından 4 Şubat tarihinde Mısır'ın başkenti Kahire'ye geçecek. Bu ziyaret, Ankara ve Kahire arasında yaklaşık on yıldır süren diplomatik soğukluğun ardından, devlet başkanı düzeyinde gerçekleşecek ilk ziyaret olması nedeniyle küresel siyaset açısından büyük önem taşıyor. İki ülke arasında geçtiğimiz yıl karşılıklı büyükelçilerin atanmasıyla hız kazanan normalleşme süreci, Erdoğan'ın Kahire ziyaretiyle en üst seviyeye taşınmış olacak.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile yapılacak görüşmelerde, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve nakli, Libya'daki siyasi istikrar ve ikili ticaretin geliştirilmesi gibi stratejik konuların masaya yatırılması öngörülüyor. Uzmanlar, Türkiye'nin son dönemde uyguladığı 'bölgesel normalleşme ve sorunları en aza indirme' politikasının bir sonucu olan bu ziyaretlerin, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini de yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.

Türkiye'nin hem Körfez ülkeleriyle hem de Mısır ile ilişkilerini onarması, ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda yabancı yatırım çekme ve ihracat pazarlarını genişletme stratejisinin kritik bir parçası olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ile savunma ve teknoloji alanında imzalanan anlaşmaların derinleştirilmesi ve Mısır ile Doğu Akdeniz jeopolitiğinde ortak bir zemin aranması, Erdoğan'ın bu turunun somut çıktıları arasında hedefleniyor. Riyad ve Kahire duraklarını içeren bu yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak arabuluculuk ve istikrar sağlayıcı rolünü pekiştirme arzusunu da ortaya koymaktadır.