Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde meydana gelen olay, trafik güvenliği tartışmalarının ötesinde, ebeveyn sorumluluğu ve denetim mekanizmalarının iflas ettiği bir noktayı işaret ediyor. Sokak üzerinde seyreden 26 ABJ 926 plakalı otomobil, Zerrin Sokak’tan çıkan bir bisikleti altına aldı. Buraya kadar her şey standart bir üçüncü sayfa haberi gibi görünebilir. Ancak detaylara indiğimizde trajedinin boyutu değişiyor.
Direksiyon başındaki isim B.E., henüz 17 yaşında. Yani ehliyetsiz, tecrübesiz ve yasal olarak o koltukta oturmaması gereken bir birey. Çarptığı kişiler ise bisiklet süren 14 yaşındaki B.K. ve yolcusu K.T. Çarpmanın şiddetiyle savrulan çocuklar şu an ağır yaralı olarak Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yaşam savaşı veriyor.
GokaNews olarak bu noktada şu soruyu sormak zorundayız: 17 yaşındaki bir çocuğun o araca erişimi nasıl bu kadar kolay olabiliyor? Bu olay, sadece 'direksiyon hakimiyetini kaybetme' meselesi değildir. Bu, anahtarı ortada bırakan ya da denetlemeyen araç sahibinin, en az o aracı kullanan çocuk kadar fail olduğu bir zincirleme ihmal davasıdır.
Polis tutanaklarına yansıyan cezai yaptırımlar ise durumun vahameti karşısında düşündürücü. Sürücüye 23 bin 437 TL, araç sahibine ise yine 23 bin 437 TL ceza kesildi. Toplamda yaklaşık 47 bin liralık bir idari para cezası. Peki, iki çocuğun yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesinin bedeli bu mu? Mevcut yasalarımızda caydırıcılık, ne yazık ki çoğu zaman cüzdanla sınırlı kalıyor. Ancak hiçbir para cezası, o çocukların ailelerinin yaşadığı travmayı telafi edemez.
Olayın belki de en yürek burkan detayı, kazaya tanık olan çocukların tavrında gizli. Yaralı arkadaşlarının durumu karşısında şoka giren çocuklar, ailelere haberi 'sakin bir şekilde' vermeye çalıştı. Kriz anında 14 yaşındaki çocukların gösterdiği bu olgunluk ve soğukkanlılık, 17 yaşındaki bir gence araba emanet eden yetişkinlerin sorumsuzluğuyla tam bir tezat oluşturuyor.
Sonuç olarak; Eskişehir'deki bu kaza, trafik kültürümüzdeki yozlaşmanın bir röntgenidir. Araçlar silah, ehliyetsiz sürücüler ise potansiyel katildir. Toplum olarak 'bir tur atsın hevesini alsın' zihniyetini terk etmediğimiz sürece, çocuklarımızı hastane koridorlarında beklemeye devam edeceğiz. Yetkililerin sadece para cezasıyla değil, araç sahiplerine yönelik çok daha ciddi adli yaptırımlarla bu sürecin üzerine gitmesi şarttır.