GokaNews Analiz Masası - Diyarbakır
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde, gece yarısına dakikalar kala (23.50) arazide bulunan bir erkek cesedi, sadece adli bir vaka değil, toplumsal şiddet sarmalının geldiği noktayı gösteren bir ibret vesikası olarak kayıtlara geçti. Başından vurulmuş halde bulunan 29 yaşındaki Kadir Öncel'in cansız bedeni, aslında iki ilçe arasına yayılan kanlı bir hesaplaşmanın son durağıydı.
Olayın perde arkasını aralayan Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT), cinayetin anatomisini kısa sürede çözdü. Ancak ortaya çıkan tablo, 'anlık öfke' kavramının ötesinde, tehlikeli bir intikam dürtüsünü işaret ediyor. Hikaye, Sur ilçesinde değil, kilometrelerce ötedeki Bismil'in Köseli Mahallesi'nde, sıradan bir kahvehanede başladı.
Kadir Öncel ile 44 yaşındaki şüpheli S.A. arasında kahvehanede başlayan sözlü tartışma, masada kalmadı. GokaNews olarak dikkat çekmek istediğimiz nokta tam da burası: Tartışmanın kavgaya, kavganın ise bir sürek avına dönüşmesi. Şüpheli S.A., tartışmanın ardından husumetlisini bırakmadı; onu adım adım takip etti.
Elde edilen bulgulara göre S.A., Kadir Öncel'i savunmasız olduğu bir anda, aracına binerken kıstırdı. Bu detay, olayın bir boğuşma anında değil, planlı veya fırsat kollayan bir pusu mantığıyla gerçekleştiğini düşündürüyor. Kurbanını silahla etkisiz hale getiren zanlının, cesedi olay yerinde bırakmak yerine araziye taşıması ise paniğin mi yoksa delil karartma çabasının mı bir ürünü, bunu yargılama süreci gösterecek.
Bu cinayet bize ne anlatıyor?
Birincisi, bireysel silahlanmanın ve beldeki silahın 'sorun çözücü' olarak görülmesinin yarattığı tahribat. İkincisi, 44 yaşındaki bir bireyin, 29 yaşındaki bir gençle yaşadığı tartışmayı konuşarak veya hukuk yoluyla çözmek yerine, onu takip edip infaz etme yolunu seçmesi, toplumsal psikolojideki kırılmayı gözler önüne seriyor. İki ilçe arasında taşınan sadece bir ceset değil, aynı zamanda çözülemeyen bir öfke nöbetidir.
Jandarmanın titiz takibi sonucu şüpheli S.A. yakalandı ve adli süreç başladı. Ancak Bismil'den Sur'a uzanan bu ölüm yolculuğu, basit bir asayiş haberinin ötesinde, üzerinde düşünülmesi gereken sosyolojik bir vaka olarak arşivlerdeki yerini aldı. Kadir Öncel hayatının baharında, bir kahvehane tartışmasının bedelini canıyla ödedi.