Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı iç güvenlik biriminin Haseke il merkezine girmesi, basit bir konvoy hareketinden çok daha fazlasıdır. Bu, YPG'nin uzun süredir savunduğu “özerklik” tezinin kilit kentlerde fiilen sona erdiğinin en açık kanıtıdır. Kuzeydoğu Suriye'deki güç dengeleri, sessiz sedasız ama derinlemesine değişiyor.

Haseke'ye giriş yapan rejim güçleri, ne bir taarruzun ne de bir ani baskının sonucudur. Bu hareket, Şam ile YPG/SDG arasında varılan, zorunluluktan doğmuş stratejik bir mutabakatın titizlikle uygulanışıdır. Pazarlık masasında kaybolan şey, YPG’nin kent merkezleri üzerindeki sembolik ve idari kontrolüdür.

YPG, özellikle Barış Pınarı Harekatı sonrası yaşadığı varoluşsal tehdit karşısında kritik bir tercihe zorlandı: Ya Türkiye'nin baskısına doğrudan maruz kalmak ya da Şam'ın otoritesini, sınırlı alanlarda da olsa, kabul etmek.

Seçenek B, hayatta kalma garantisi olarak görüldü. Karşılığında, örgüt, elinde tuttuğu devlet kurumlarını ve iç güvenliğin kontrolünü gönülsüzce de olsa Esad yönetimine devrediyor.

Bu devir, sadece bir bina teslimi değildir. Bu, egemenlik transferidir. Suriye hükümetinin Haseke ve Kamışlı gibi stratejik merkezlere geri dönmesi, rejimin 'Suriye'nin tamamı' söylemini güçlendirir ve uluslararası meşruiyetini pekiştirir.

GokaNews Analizi: YPG, bu hamleyle petrol ve su kaynaklarının bulunduğu kırsal bölgelerdeki askeri varlığını korumayı hedefliyor olabilir. Ancak bir yönetim, merkezi otoriteyi tesis eden mekanizmalardan vazgeçiyorsa, uzun vadeli özerklik iddiası içi boş kalmaya mahkûmdur.

Rejim, sahaya asker sürmeden diplomatik sabırla kazanım elde ediyor. YPG’nin uluslararası destek arayışı başarısız olunca, Şam eli güçlendi. Artık Haseke'deki devlet memurlarının maaşları, pasaportlar ve temel güvenlik hizmetleri üzerindeki kontrol yeniden Şam’a geçiyor.

Bu durum, Kuzeydoğu Suriye'deki ‘özerk yönetim’ yapısının artık sadece bir askeri operasyon merkezi değil, giderek Şam’ın ikincil bir idari birimine dönüştüğünü gösteriyor. İç güvenlik birimlerinin girişi, bu dönüşümün görünür kılınan ilk adımıdır.

Kamışlı'nın da bu teslim sürecinin bir parçası olması, devrin kapsamının ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyor. Şam, Suriye'nin kalbine geri dönerken, YPG, zoraki ittifakların acı bedelini ödüyor. Bu, 'özerk bölge' için daralan de facto sınırların tescilidir.