Washington, Tahran’a askeri bir mesaj göndermenin maliyetini yıllardır hesaplıyor. Ancak bu hesaplamalarda genellikle göz ardı edilen tek bir faktör var: İran’ın savaş stratejisi, konvansiyonel savunma üzerine değil, vekil güçler ve bölgesel yayılma üzerine kurulu olmasıdır.
İran’a yönelik bir saldırıda ABD’nin hayalini kurduğu ‘cerrahi başarı’, yedi senaryonun en az olası olanıdır. İlk iki senaryo, sınırlı hava saldırılarıyla nükleer tesislerin imhasını veya hedefli baskıyla rejim değişikliğini içerir. Bu, stratejik bir fantezidir.
ANALİZ: İran, 2003’teki Irak değildir. Rejim, derin ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Sınırlı bir darbe, sadece iç muhalefeti susturmaya ve rejimin halk desteğini sağlamlaştırmaya yarayacaktır. Rejim değişikliğini zorlamak, ABD’nin yıllarca sürecek bir işgale girişmesini gerektirir ki, bu Washington’ın mevcut iştahına tamamen terstir.
En yüksek risk taşıyan senaryo, 'Kontrollü Tırmanış' yanılsamasıdır. Senaryo 3, 4 ve 5, tam olarak bu kırılgan dengeyi hedef alır: ABD’nin misillemesi, İran’ın vekil güçler aracılığıyla asimetrik yanıt vermesi.
ABD, İran Devrim Muhafızları’nın belirli birimlerini vurduğunda, yanıtın nereden geleceğini kontrol edemez. Bu, İran’ın caydırıcılık doktrininin temelidir. Lübnan’daki Hizbullah’tan Yemen’deki Husilere kadar uzanan ‘Direniş Ekseni’, ABD üslerini, deniz yollarını ve hatta İsrail’i hedef alarak çatışmayı anında bölgeselleştirir. Bu, Körfez ekonomisi için felaket demektir.
GOKA İÇGÖRÜSÜ: Sınırlı bir misilleme, ABD’ye sınırlı bir zafer kazandırmaz; bölgesel vekil güçlerin hareket kabiliyetini test etmeleri için serbest bir geçiş bileti sağlar. Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı’nın tehdit altına girmesi, çatışmayı bölgesel olmaktan çıkarıp küresel bir ekonomik krize dönüştürür.
En korkutucu senaryolar (Senaryo 6 ve 7), kapsamlı bir savaş ve nükleer tırmanışı içerir. Bu noktada ABD, konvansiyonel üstünlüğünü kullansa bile, İran’ın misilleme kapasitesi (özellikle balistik füze stoku) İsrail’i ve Körfez’deki müttefikleri doğrudan tehdit eder.
ABD’nin İran’a yönelik doğrudan askeri bir adım atması durumunda, asıl kayıp kontrol olacaktır. Gardner’ın senaryoları, Washington’a şunu fısıldıyor: İran’a saldırmak kolaydır, ancak ardından gelecek kaosu yönetmek imkansızdır. Her askeri vuruş, ABD’yi Orta Doğu’da daha fazla bataklığa çekecek bir sonraki misilleme döngüsünü tetikleyecektir. Bu, ABD stratejisinin en büyük çıkmazıdır.