İstanbul'daki otuz dokuz ilçe belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi artık net bir zaman çizelgesine tabi. Sahipsiz ve güçten düşmüş köpeklerin toplanarak bakımevlerine nakledilmesi süreci bugüne dek ağır aksak ilerliyordu. Valilik, bürokratik ataletin faturasını doğrudan yerel yönetimlere kesmeye hazırlanıyor.

Sürü halinde dolaşan köpeklerin yarattığı güvenlik zafiyeti uzun zamandır kent gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Ancak GokaNews analizlerine göre asıl kriz, çözüm ayağındaki eylemsizlikte yatıyor. Yeni yaşam alanları için yer tahsisleri yapılmasına rağmen inşaatların bir türlü başlamaması, yerel yönetimlerin bu konudaki isteksizliğinin veya organizasyon eksikliğinin en net göstergesi olarak masada duruyor.

Bu adım basit bir idari yazışmadan çok daha fazlasını ifade ediyor. Valilik, sorumluluğu tamamen yerel yönetimlerin omuzlarına yüklüyor ve mayıs ayı sonunu bir milat olarak belirliyor. Bu tarihten sonra yaşanacak güvenlik zafiyetlerinde, faturanın doğrudan belediye başkanlarına ve ilgili daire başkanlarına kesileceği açık bir şekilde deklare ediliyor.

Görevini yapmayan yerel yöneticileri bekleyen tehlike sadece kağıt üzerindeki uyarılarla sınırlı değil. Sürecin sonunda savcılıklara yapılacak suç duyuruları, konuyu siyasi bir tartışmadan çıkarıp adli bir boyuta taşıyacak. Temmuz ayında yürürlüğe giren yeni yasa, belediye yetkilileri için altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını zaten öngörüyordu. Devletin zirvesi şimdi bu hukuki yaptırımı fiilen devreye sokuyor.

Belediyelerin önündeki tablo mali açıdan da ciddi bir sınav niteliğinde. Kanun, yerel yönetimlere iki bin yirmi sekiz yılı sonuna kadar bütçelerinin belirli bir oranını sadece barınak inşası ve rehabilitasyon için ayırma zorunluluğu getiriyor. Kaynak yetersizliği veya personel eksikliği, kanun önünde geçerli bir mazeret olmaktan tamamen çıktı.

Bu yeni yaptırım dalgası aynı zamanda evcil hayvan sahipleri için de radikal bir uyarı barındırıyor. Hayvanını sokağa terk edenler için altmış bin liraya kadar çıkarılan idari para cezaları, sokak popülasyonunu kaynağında kurutmayı hedefleyen devlet stratejisinin diğer ayağını oluşturuyor. Amaç sadece sokaktaki sorunu temizlemek değil, sorunun evlerden sokağa taşarak yeniden üretilmesini de sert cezalarla engellemek.

Sonuç olarak, İstanbul Valiliği topu tamamen yerel yönetimlerin sahasına atmış durumda. Mayıs ayının son günleri, kentin sokaklarında sadece popülasyon kontrolü açısından değil, yerel yöneticilerin hukuki statüleri açısından da kritik bir dönemeç olacak. Bu keskin ültimatom, Türkiye'nin sokak hayvanları politikasında teoriden pratiğe son derece sert bir geçişin sinyalini veriyor.