İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) açıkladığı Ocak ayı hava kirliliği raporu, sadece rakamlardan ibaret bir istatistik yığını değil; kentin ciğerlerinin röntgeni niteliğinde. Prof. Dr. Hüseyin Toros öncülüğünde yapılan analiz, ezber bozan sonuçlar ve kritik uyarılar barındırıyor.

Genel tabloya bakıldığında, İstanbullu bu Ocak ayında geçen yıla göre yüzde 36 daha temiz bir hava soludu. Partikül madde (PM10) ortalamasının 41,5 mikrogramdan 26,5 mikrograma düşmesi şüphesiz olumlu. Ancak GokaNews olarak bu iyileşmenin arkasındaki gerçeği not düşmeliyiz: Bu düşüş, yapısal bir emisyon reformundan ziyade, Ocak ayındaki meteorolojik şansımızdan (rüzgar ve yağış rejimi) kaynaklanıyor. Yani rehavete kapılacak bir durum yok.

Listenin en dikkat çekici -ve endişe verici- zirvesi yine Kağıthane. Metreküp başına 46,4 mikrogram ile İstanbul’un en kirli havasına sahip olan ilçe, coğrafi kaderini yaşıyor. Bir vadi tabanına kurulu olan Kağıthane, özellikle kış aylarında 'inversiyon' etkisiyle kirli havanın hapsolduğu bir atmosferik kapan haline geliyor. Trafik yükü de eklendiğinde, ilçe sakinleri için pencere açmak dahi riskli hale geliyor. Tuzla ve Sancaktepe'nin de kirlilikte zirveyi zorlaması, sanayi ve yoğun yerleşimin bedelini ödediğimizi gösteriyor.

Raporun en büyük sürprizi ise Sultangazi. Genellikle taş ocakları ve toz ile anılan bu ilçe, ölçülen 8,4 mikrogramlık değerle İstanbul’un en temiz havasına sahip noktası oldu. Hatta Büyükada ve Sarıyer gibi 'oksijen deposu' bilinen yerleri bile geride bıraktı. Sultangazi'de bir önceki yıla göre yüzde 83'lük bu dramatik iyileşme, sadece araç trafiğinin azalmasıyla açıklanamaz. Bölgedeki hakim rüzgar koridorlarının etkisi veya yerel sanayi faaliyetlerindeki dönemsel durgunluk, bu anomalinin arkasındaki asıl sebep olabilir. Bu veri, tek başına bir 'başarı' hikayesinden çok, incelenmesi gereken bir meteorolojik vaka.

Madalyonun diğer yüzünde ise alarm veren bölgeler var. İstanbul genelinde hava kalitesi iyileşirken, Yenibosna'da kirlilik yüzde 35, Arnavutköy'de ise yüzde 25 arttı. Özellikle Arnavutköy'deki artış, havalimanı trafiği ve kuzeye doğru kontrolsüz genişleyen kentleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olarak okunmalı.

Sonuç olarak; 6 milyon aracın cirit attığı bir megakentte, hava kalitesini sadece rüzgarın insafına bırakamayız. Kağıthane'deki kronikleşen kirlilik ve kuzey ormanlarına komşu ilçelerdeki (Arnavutköy) bozulma, acil eylem planı gerektiriyor. Temiz hava bir şans değil, şehir planlamasının bir çıktısı olmalı.