Yerel kaynaklardan ve güvenlik yetkililerinden alınan bilgilere göre olay, Seyfülislam Kaddafi'nin Zintan kentinde ikamet ettiği konutun hemen önünde gerçekleşti. Kimliği henüz belirlenemeyen silahlı saldırganların, Kaddafi'nin konuttan çıkışı sırasında pusu kurduğu ve çapraz ateş açtığı belirtildi. Ağır yaralanan Kaddafi'nin olay yerinde hayatını kaybettiği, saldırının ardından bölgede geniş çaplı güvenlik önlemleri alındığı ve kentin giriş çıkışlarının kapatıldığı aktarıldı. Suikastı henüz üstlenen bir grup olmazken, olayın siyasi bir hesaplaşma mı yoksa yerel milis güçleri arasındaki bir çatışmanın sonucu mu olduğu henüz netlik kazanmadı.

Seyfülislam Kaddafi, babası Muammer Kaddafi'nin 42 yıllık iktidarı boyunca rejimin 'Batı'ya dönük yüzü' olarak biliniyordu. Londra Ekonomi Okulu'nda (LSE) eğitim gören ve akıcı İngilizcesiyle Batılı diplomatlarla sık sık temas kuran Seyfülislam, 2011 yılında patlak veren Arap Baharı ayaklanmalarına kadar ülkede modernleşme yanlısı bir figür olarak tanınıyordu. Ancak ayaklanmaların başlamasıyla birlikte babasının yanında yer alarak isyancılara karşı sert tehditlerde bulunmuş, bu durum onun uluslararası arenadaki imajını yerle bir etmişti.

2011 yılında NATO destekli müdahale ve iç savaş sonucunda babası Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinin ardından, Seyfülislam ülkenin güneyine kaçmaya çalışırken Zintan merkezli milis güçleri tarafından yakalanmıştı. O tarihten bu yana, Trablus'taki merkezi hükümetten bağımsız hareket eden Zintan askeri konseyinin kontrolü altında tutuluyordu. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında hakkında yakalama kararı bulunmasına rağmen, Zintanlı milisler onu uluslararası veya ulusal mahkemelere teslim etmeyi reddetmişti. Hatta 2015 yılında Trablus'ta gıyabında yargılandığı bir davada idam cezasına çarptırılmış, ancak bu karar uygulanamamıştı.

Son dönemde Libya siyasetine geri dönme sinyalleri veren Seyfülislam Kaddafi, ülkedeki siyasi bölünmüşlükten faydalanarak 'Kaddafi nostaljisi' duyan kesimlerin ve eski rejim yanlılarının desteğini arkasına almaya çalışıyordu. Başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunması, hem ülke içinde hem de uluslararası camiada büyük tartışmalara yol açmıştı. Analistler, Seyfülislam'ın ölümünün, özellikle eski rejim yanlılarını (Yeşil Hareket) radikalize edebileceği ve Libya'nın doğusu ile batısı arasındaki mevcut güç mücadelesine üçüncü bir boyut ekleyerek kaosu derinleştirebileceği konusunda uyarıyorlar.

Bu suikast, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen ulusal uzlaşı çabalarına da büyük bir darbe vurabilir. Libya'da istikrarın sağlanması, sadece Kuzey Afrika için değil, Akdeniz güvenliği, göç sorunu ve küresel enerji piyasaları açısından da hayati önem taşıyor. Seyfülislam Kaddafi'nin öldürülmesiyle birlikte Libya, geleceği belirsiz yeni ve karanlık bir dönemece girmiş bulunuyor.