Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak 2026 enflasyon verileri, yıla güçlü bir maliyet şokuyla başladığımızı gösteriyor. TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon %30,65 seviyesinde gerçekleşti. Aylık artış ise %4,84 oldu.
Bu rakam, para politikasının sıkılaştırıldığı bir ortamda dahi fiyatlama davranışlarının ne kadar inatçı olduğunu ortaya koyuyor. Ocak ayı, geleneksel olarak asgari ücret ve vergi ayarlamaları nedeniyle yüksek enflasyon beklenen bir aydır. Ancak %4,84 gibi bir aylık sıçrama, 'baz etkisi' umutlarını daha şimdiden baltalıyor.
Veri Uçurumu: Güvenilirlik Krizi
Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından sunulan alternatif veri seti ise, piyasadaki gerçek hissiyatın boyutunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. ENAG, yıllık enflasyonu %53,42, aylık enflasyonu ise %6,32 olarak hesapladı.
Analizimizde en kritik nokta bu uçurumdur. Resmi TÜİK verisi ile bağımsız ENAG verisi arasındaki yıllık fark 23 puana ulaşmıştır. Bu devasa fark, sadece istatistiksel bir sapma değil; Merkez Bankası'nın (MB) politika etkinliğini ve hedeflerini belirleme gücünü doğrudan etkileyen bir güvenilirlik krizidir.
Eğer hane halkı ve işletmeler enflasyonu ENAG'ın işaret ettiği seviyelere yakın hissediyorsa, fiyatlama ve ücret talepleri de bu yüksek beklentiye göre şekillenecektir. Yani, MB faizleri ne kadar yükseltirse yükseltsin, kamuoyunun temel veriye olan inancı zayıfladığı sürece, beklenti yönetimi başarısız kalmaya mahkûmdur.
Yapışkan Enflasyonun Tescili
Ocak ayındaki yüksek aylık artışın arkasında, sadece döviz kurunun sakin seyri değil, aynı zamanda ücret ve hizmet enflasyonunun güçlü baskısı yatıyor. Asgari ücretteki yüksek artış, hizmet sektörüne anında yansımış, özellikle lokanta, otel ve kira kalemlerinde fiyat artışları hız kesmemiştir.
Bu durum, enflasyonun 'ithal' karakterinden uzaklaşıp, artık tamamen iç talep ve maliyet aktarımından beslenen 'yapışkan' bir yapıya dönüştüğünü tescillemektedir. Talepteki yavaşlamaya rağmen fiyatların bu denli sert yükselmesi, 2026 yıl sonu hedeflerinin (MB tahmini yaklaşık %28) oldukça iyimser olduğunu gösteriyor.
GokaNews analistleri için bu veriler, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha sancılı ve uzun olacağı anlamına geliyor. Para politikasında daha fazla sabır ve muhtemelen ek sıkılaşma gerekecek. Aksi takdirde, enflasyonun dizginlenmesi 2027'ye sarkabilir. Piyasalar, TÜİK'in rapor ettiği rakamlardan ziyade, ENAG'ın işaret ettiği gerçekliği fiyatlamaya devam edecektir.