Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Pezeşkiyan'ın ilk icraatlarından biri, Washington ile doğrudan iletişim kanalını açmak oldu. Bu, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dönemindeki ideolojik sertliği ve diplomatik yavaşlığı keskin bir şekilde terk ettiğini gösteriyor.

Beklenen kritik görüşme cuma günü İstanbul’da gerçekleşecek. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un masaya oturması planlanıyor. İstanbul’un seçilmesi, Viyana veya Doha gibi geleneksel nükleer diplomasi merkezlerine göre daha sessiz, daha az göze çarpan bir kanal arayışını işaret ediyor.

EKONOMİK VURGU

Pezeşkiyan, seçim kampanyasını büyük ölçüde ülkenin parçalanmış ekonomisini onarma vaadi üzerine kurdu. İran'ın ekonomik krizinin ana motoru, nükleer program nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımlar. Bu bağlamda, müzakere talimatı, Pezeşkiyan’ın Yüce Lider Ali Hamaney’den ekonomik baskıyı hafifletme konusunda yeşil ışık aldığının en güçlü kanıtıdır.

Eğer bu girişim, ABD’nin dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması ya da petrol satışlarına geçici esneklik getirilmesi gibi somut ekonomik sonuçlar doğurmazsa, Pezeşkiyan’ın siyasi sermayesi hızla eriyecektir. Dolayısıyla Tahran, bu görüşmeleri 'sadece nükleer güvenlik' değil, 'ekonomik cankurtaran' penceresinden okuyor.

PRAGMATİZMİN SINIRLARI

Bu görüşmelerin teknik amacı, fiilen ölü olan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasını diriltmekten çok, tırmanışı önleyecek yeni, düşük seviyeli bir de-eskalasyon mekanizması kurmaktır.

ABD tarafı için ise durum karmaşıktır. Kasım ayındaki başkanlık seçimlerine yaklaşan Biden yönetimi, Ortadoğu’da yeni bir nükleer krizi veya büyük bir gerilimi kesinlikle istemiyor. Ancak İran’a taviz vermek, içeride Cumhuriyetçilerin eleştirisini artıracaktır. Witkoff’un pozisyonu, müzakereleri sürdürmek ile 'sadece yaptırımlar için değil, rehineler için de' bir kanal açmak arasında hassas bir dengeyi korumak zorunda kalacak.

GokaNews analizine göre, İstanbul’daki görüşme Tahran’ın diplomatik pragmatizminin gerçek sınırlarını test edecek. Eğer Pezeşkiyan, Reisi'nin bıraktığı ideolojik mayın tarlasında hızlıca ilerleyebilirse, bölgedeki jeopolitik ivme hızla değişebilir. Aksi takdirde, bu görüşme sadece, yaptırımların baskısı altında yapılmış boş bir jest olarak kalacaktır. Gözler sadece nükleer silahlarda değil, Tahran’ın kasasından çıkacak nakitte olacak.