İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın duyurusu, beklenen normalleşme sürecinin artık zirveye ulaştığını tescilliyor.

Bu ziyaretler, Türkiye'nin dış politikasındaki eksen kaymasının en somut kanıtıdır. Ankara, 2010'lu yılların 'Arap Baharı' vizyonunu terk ederek, tamamen pragmatizme dayalı yeni bir denge siyasetine geçiş yapmıştır.

Suudi Arabistan: Para Diplomasisi

Riyad durağı, halihazırda hızla ilerleyen ilişkilerin teyidi niteliğindedir. Kaşıkçı cinayetinin yarattığı buzlar tamamen çözülmüş durumda.

Ziyaretin temel motivasyonu ekonomiktir. Türkiye’nin döviz rezervlerini güçlendirme ve Körfez sermayesini ülkeye çekme çabaları, bu temasların ana gündemini oluşturuyor.

Suudi Arabistan, Türkiye'nin savunma sanayi potansiyelini yakından tanıyor. Görüşmelerde, askeri işbirliği anlaşmalarının ve uzun vadeli yatırım taahhütlerinin masada olması beklenmelidir. Bu, iki ülkenin bölgesel güvenlik mimarisine dair ortak bir vizyon oluşturma arayışıdır.

Ancak Riyad, bu normalleşmeyi bir 'iyilik' olarak görmüyor; Türkiye'nin istikrarını bölgesel çıkarı için zorunlu görüyor. Bu ilişki, duygusal değil, tamamen transaksiyoneldir.

Mısır: On Yıllık Gerilimin Sonu

Ziyaretin asıl ağırlık merkezi Kahire'dir. 2013'ten bu yana yaşanan ve Müslüman Kardeşler meselesi üzerinden derinleşen 10 yıllık kopukluk, üst düzey liderler düzeyinde resmen sonlandırılıyor.

Bu buluşma, ideolojinin jeopolitik zorunluluğa nasıl yenildiğinin ders kitabındaki örneğidir. Ankara, Sisi yönetimini fiilen tanımanın ötesine geçerek, bölgesel konularda işbirliği yapma kararlılığını gösteriyor.

Kahire ile normalleşme, Türkiye için üç kritik başlıkta hayati önem taşıyor:

  1. Doğu Akdeniz Enerjisi: Mısır, bölgedeki en büyük gaz üreticilerinden biri ve AB için potansiyel bir enerji dağıtım merkezidir. İlişkilerin düzelmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanları ve enerji politikaları üzerindeki yalnızlığını kıracaktır.
  2. Libya İstikrarı: Türkiye ve Mısır, Libya’daki vekil savaşlarının iki zıt tarafıydı. Artık Trablus’taki siyasi çözüm sürecinde koordinasyon, bölgesel istikrar için elzemdir.
  3. Gazze ve Filistin: İsrail-Hamas savaşının yarattığı kriz ortamında, Türkiye ve Mısır'ın insani yardım ve diplomatik baskı konusunda ortak hareket etme potansiyeli artmıştır. Mısır, Refah kapısının anahtarını tutmaktadır.

Analiz: Ankara’nın Yeni Diplomatik Kimliği

Bu ikili ziyaret, Türkiye'nin artık ‘sıfır sorun’ yerine ‘sıfır ideoloji’ politikasını benimsediğini gösteriyor. Ekonomik baskılar, Ankara’yı daha esnek ve daha hesapçı bir dış politika yürütmeye zorlamıştır.

Erdoğan’ın bu iki başkentteki varlığı, Türkiye’nin Körfez ve Kuzey Afrika’daki nüfuzunu yeniden tesis etme ve büyük bölgesel denklemlerin merkezine geri dönme çabasının net bir sinyalidir. GokaNews olarak, bu hamlenin Türkiye'nin makroekonomik hedefleri açısından da belirleyici olacağını öngörüyoruz.