Ankara’dan gelen her Suriye mesajı, artık bölgedeki hassas jeopolitik manevraların bir yansıması olarak okunmalı.
Kurtulmuş’un kullandığı ‘sigorta’ metaforu kritik. Türkiye’ye göre bölgesel güvenliğin teminatı (sigortası), Suriye’nin sadece sınırlarının korunmasına değil, aynı zamanda iç siyasi yapısının radikal biçimde değişmesine bağlı.
Eğer bu şart (katılımcı düzen ve adil temsil) yerine getirilmezse, sigorta ödenmez. Bu, Ankara’nın Güneydoğu sınırında istikrarsızlığın süreceği ve dolayısıyla müdahale opsiyonunun masada kalacağı yönündeki üstü kapalı uyarısıdır.
Türkiye, on yılı aşkın süredir hem Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan hem de Esad rejiminin mevcut siyasi meşruiyetini tanımayan benzersiz bir denge oyunu yürütüyor. Bu iki ilke, özünde birbiriyle çelişiyor.
Toprak bütünlüğüne vurgu, TSK’nın Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarının yasal zeminini güçlendirme amacı taşır. Bu, özellikle PKK/YPG tehdidiyle mücadelede vazgeçilmez bir diplomatik kalkan sunar. Ancak, rejimin mevcut yapısıyla tam normalleşmeye direniş, Suriye’nin geleceğine dair Ankara’nın siyasi taleplerini gösterir.
Siyasi Temsil Kilitlenmesi
Analizlerimizde sürekli vurguladığımız gibi, Ankara’nın temel hedefi, mülteci geri dönüşlerini mümkün kılacak ve sınır ötesi güvenlik tehditlerini kalıcı olarak ortadan kaldıracak bir Suriye’dir. Rejimin kontrolündeki bölgelerde dahi adil ve kapsayıcı temsil talebi, Türkiye’nin Esad’dan altyapısal siyasi reformlar talep ettiğini gösterir.
Bu talepler, Suriye muhalefetinin Cenevre süreci gibi uluslararası platformlarda sürdürdüğü temel haklar zeminini teyit eder niteliktedir. Kurtulmuş, bu açıklamasıyla, Türkiye’nin normalleşme yolunda askeri ve istihbari temasları sürdürse bile, siyasi kilitlenmenin aşılmadığını uluslararası kamuoyuna duyurmuştur.
Kapsayıcılık çağrısı, aynı zamanda demografik dengelerin Türkiye aleyhine bozulmasının önlenmesi anlamına da gelir. Türkiye, Şam’ın mezhepsel ya da etnik temelli dışlayıcı politikalarla ülkenin kuzeydoğusundaki güç boşluğunu doldurmasını istemiyor.
Sonuç olarak, bu açıklama basit bir retorik tekrarı değildir. Ankara, Suriye’de kalıcı istikrarın sadece askeri dengeleme ile değil, köklü siyasi konsensüsle mümkün olacağını bir kez daha ilan ederek, bölgesel aktörlere ve uluslararası güçlere kırmızı çizgilerini hatırlatmıştır. Türkiye için Suriye, coğrafi bir komşu olmaktan çıkıp, ulusal güvenliğin doğrudan iç meselesi haline gelmiştir. Ve bu sigorta poliçesi, Ankara’nın belirlediği koşullara göre işlemek zorundadır.