Ortadoğu satrancında hamleler giderek sertleşiyor. Irak ve Suriye sınırındaki Enbar vilayetinde yer alan Haşdi Şabi karargahına yönelik ağır hava harekatı, bölgesel çatışmanın sınır tanımayan yeni evresini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bu yıkıcı saldırı, salt bir askeri operasyonun ötesinde, doğrudan Tahran'ın bölgedeki vekil güç ağına verilmiş çok net ve stratejik bir muhtıradır.

Enbar bölgesi, harita üzerinde basit bir sınır çizgisi olmanın çok ötesinde bir anlama sahip. Burası, Tahran'dan başlayıp Irak üzerinden Suriye içlerine ve nihayetinde Akdeniz'e kadar uzanan devasa lojistik koridorun kilit taşıdır. Silah, askeri teçhizat ve insan kaynağının aktarıldığı bu şahdamarının vurulması, cephe hattını genişletmek isteyen milis yapıların operasyonel kapasitesini felç etme amacı taşıyor. Karargahın hedef alınması, ABD ve İsrail ekseninin tehditleri kendi sınırlarına ulaşmadan, doğrudan kaynağında ve tedarik aşamasında yok etme stratejisinin sahadaki en somut yansımasıdır.

Bu durum, Bağdat yönetimini içinden çıkılması imkansız bir egemenlik krizinin ortasında bırakıyor. Resmi olarak Irak devletinin güvenlik aygıtına entegre edilmiş bir yapı olan Haşdi Şabi'nin vurulması, diplomatik düzlemde ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlal anlamına geliyor. Ancak Irak ulusal güvenlik kademelerinden gelen tepkiler, mecburi ve rutin diplomatik kınamaların ötesine geçebilecek bir ağırlığa sahip değil.

Bağdat, bir tarafta ekonomik ve siyasi dengesini korumak zorunda olduğu Washington, diğer tarafta ise devletin kurumlarına derinlemesine nüfuz etmiş İran destekli grupların baskısı arasında adeta felç olmuş durumda. Bu sessiz çaresizlik tablosu, Irak'ın bağımsız ve egemen bir devletten ziyade, küresel aktörlerin hesaplaştığı açık bir atış poligonuna dönüştüğünü kanıtlıyor.

Gazze merkezli başlayan ve tüm bölgeyi içine çekme emareleri gösteren gerilimin Irak-Suriye sınırına bu denli sert sıçraması, çatışmanın yazılı olmayan kurallarının tamamen değiştiğini gösteriyor. Artık vekalet savaşlarının sunduğu gri alanlar hızla daralıyor. Taraflar, birbirlerinin kırmızı çizgilerini doğrudan, önleyici ve yıkıcı askeri güç kullanarak siliyor.

Enbar'daki enkaz, Ortadoğu coğrafyasında yaklaşan daha büyük ve kontrolsüz bir fırtınanın habercisi niteliğinde. Lojistik hatları kesilen milis yapılarının buna vereceği asimetrik reaksiyonlar ve ardından gelecek yeni askeri misillemeler, sınır hattındaki yangını daha da büyütecektir. Bölge diplomasisi çökmüş, yerini saf askeri zorbalığın belirlediği yeni bir denkleme bırakmıştır. Bu aşamadan sonra Irak sınırlarında yaşanacak her hareketlilik, tüm bölge haritasını yeniden şekillendirebilecek bir jeopolitik deprem potansiyeli taşıyor.