GokaNews Analiz Masası - Ramazan ayının gelmesiyle birlikte belediyelerin 'rutin' denetimlerini sıklaştırması, ne yazık ki her yıl aynı utanç verici manzaraları ortaya döküyor. Mersin’in Akdeniz ilçesinde yaşanan son olay, gıda güvenliği konusundaki sistemik zafiyetleri bir kez daha gözler önüne serdi.

Akdeniz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını koruma refleksiyle fırınlara ani baskınlar düzenledi. Ancak bir işletmede karşılaşılan tablo, ihmalin ötesinde, halk sağlığına karşı işlenmiş bir suç niteliğindeydi. Üretim alanında cirit atan böcekler, kir pas içindeki makineler ve hijyenin semtine dahi uğramadığı bir ortam...

Olayın vahameti sadece hijyenle sınırlı değil. Söz konusu işletmenin 'ruhsatsız' çalıştığı tespit edildi. Yani devletin kaydında olmayan, denetimden kaçan, vergi vermeyen ama vatandaşa böcekli ekmek yediren bir hayalet işletmeden bahsediyoruz. Bir işletme, ruhsatı olmadan nasıl bu kadar rahat faaliyet gösterebiliyor? Bu sorunun cevabı, yerel yönetimlerin denetim mekanizmalarının yılın geri kalanında ne kadar işlediğini sorgulatıyor.

İşte GokaNews olarak dikkat çekmek istediğimiz asıl nokta burası: Ceza sistemi.

İnsan hayatıyla oynayan, mutfağında böcek besleyen ve kaçak çalışan bu işletmeye kesilen ceza ne kadar? Yalnızca 6 bin 400 Türk Lirası. Günümüz ekonomik koşullarında bir fırın için bu rakam, ne yazık ki 'caydırıcı' olmaktan çok uzak, adeta 'işletme maliyeti' kalemine yazılabilecek kadar komik bir tutar. Bu denli düşük cezalar, işletme sahiplerini hijyen yatırımı yapmaktan alıkoyuyor; çünkü ceza ödemek, temizlik standartlarını sağlamaktan daha ucuza geliyor.

Üstelik yetkililer, işletmeye eksikliklerini gidermesi için 10 günlük süre tanıdı. Hijyen eksikliği bir günde düzeltilebilir belki ama 'böcekli üretim' yapabilecek kadar körelmiş bir vicdan 10 günde temizlenir mi? Şüpheli.

Eğer bu süre zarfında düzelme olmazsa işletme mühürlenecek. Ancak bu süreçte o fırından çıkan ekmeklerin hangi sofralara girdiği meçhul. Denetimlerin sadece Ramazan ayına özel bir 'şov' olmaktan çıkıp, yılın 365 günü, caydırıcı cezalarla desteklenen bir devlet politikası haline gelmesi şart. Aksi takdirde, biz daha çok böcekli ekmek haberi okur, sembolik cezalarla avunuruz.