Son dakika haberleri: Orta Doğu'da savaşın gölgesinde kritik gelişmeler peş peşe yaşanıyor. İran, ABD ve İsrail'i "yumuşak savaş" ve "ülkeyi içeriden karıştırma planları" yürütmekle suçlarken, Tahran ile Washington arasında gayriresmi mutabakat zaptının taslağının hazırlanması gündeme bomba gibi düştü. Hürmüz Boğazı'nın geleceğine ilişkin yeni mekanizma tartışmaları sürerken İsrail, Kurban Bayramı'nın ilk gününde Lübnan'a yönelik hava saldırılarını artırdı. ABD basınında savaşa yönelik eleştiriler büyürken, Trump yönetimi ile İsrail arasında Beyrut'a yönelik saldırılar konusunda yaşanan gerilim de dikkat çekti.

İşte ABD/İsrail-İran savaşında son durum ve son gelişmeler… Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “İran medyasının servis ettiği mutabakat zaptı hakkındaki haberler doğru değil. Tamamen uydurma.” denildi. Lübnan ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Batı Bekaa'da Karun Gölü Barajı yakınındaki görev noktası çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından bölgeden 1 askerin cenazesinin çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail'e ait insansız hava araçlarının yoğun uçuşları ve devam eden güvenlik tehditleri nedeniyle askerin cenazesine dün ulaşılamadığı, bu nedenle tahliye çalışmalarının bugün tamamlanabildiği ifade edildi.

Söz konusu bölgenin 26 Mayıs'ta İsrail tarafından hedef alındığı kaydedilen açıklamada, saldırıda 1 askerin yanı sıra onu tahliye etmek amacıyla insani görev yürüten bazı sağlık görevlilerinin de yaşamını yitirdiği aktarıldı. İran devlet televizyonu, İran ile ABD arasında muhtemel bir barış anlaşmasına yönelik mutabakat zaptına ilişkin ilk gayriresmi çerçeve taslağına ulaşıldığını öne sürdü. Taslağa göre; İran, bir ay içinde Hürmüz Boğazı'ndaki ticari deniz taşımacılığını savaş öncesi seviyelere geri döndürecek. Buna karşılık ABD ise İran çevresindeki askeri güçlerini geri çekecek ve deniz ablukasını kaldıracak.

Taslakta ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemi trafiğinin yönetimi ve yönlendirilmesinin İran ile Umman iş birliğinde koordine edileceği belirtildi. Haberde, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılması durumunda mutabakatın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bağlayıcı bir kararla resmileştirileceği kaydedildi. İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını bayramda da sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları ülkenin doğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan Felavi, Buday ve Halbata beldelerinin kırsal kesimlerini bombaladı.

İsrail savaş uçakları güneydeki Hasbaya kazasına bağlı Şeba beldesini de hedef aldı. Sur kentine bağlı Kalile ve Bariş beldeleri hava saldırılarıyla, Mecdel Zun, Mansuri ve Zıbkin beldeleri de topçu atışlarıyla vuruldu. Öte yandan İsrail savaş uçakları, Mercayun kazasına bağlı Dibbin beldesine de hava saldırısı gerçekleştirdi. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ordunun Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetinde yer alan Kefer Huna, Melih, Armata, Cercu ve Yukarı Homin beldelerini hedef alacağını bildirdi.

Adraee, söz konusu beldelerdeki Lübnanlılardan yaşadıkları yerlerden en az 1 kilometre uzaklaşmalarını istedi. CNN'in son zamanlarda ABD'de yapılan anketlerden derlediği habere göre, ABD halkı ilk günden bu yana savaşın olumlu sonuçlar doğuracağını düşünmüyor. Fox News'ün 20 Mayıs'taki anketinde, seçmenlerin yüzde 39'u İran'daki askeri operasyonların ABD'nin hedeflerine ulaşana kadar devam etmesi gerektiğini belirtirken yüzde 61'i bunun "sınırlı bir zaman dilimi" içinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. New York Times-Siena College'ın 18 Mayıs'taki anketinde ise, seçmenlerin yüzde 52'si ABD'nin, İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşma sağlanamasa da askeri operasyonlarını sonlandırması gerektiğini, yüzde 37'si ise anlaşma olmazsa askeri operasyonların sürdürülmesi gerektiği fikrini beyan etti.

Ayrıca, kayıtlı seçmenlerin yüzde 55'i savaşın maliyetinin sağladığı faydaları aştığını, yüzde 21'i ise bu maliyete değdiğini dile getirdi. Savaşın İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmada "çok başarılı" olacağını düşünenlerin oranı yüzde 22 olarak kayıtlara geçerken, katılımcıların yüzde 18'i, "savaşın biraz başarılı" olacağını, yüzde 50'si ise "başarısız" olacağını görüşünü paylaştı. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Nisan'daki anketinde de, katılımcıların neredeyse üçte ikisi, yönetimin İran'daki hedeflerini gerçekleştireceğine "biraz" ya da daha az güven duyduğunu belirtti. CNN'in 3 Mart'taki anketinde ise ABD'lilerin sadece yüzde 20'si İran konusunda doğru kararlar vereceğine ilişkin Trump'a "büyük ölçüde güvendiğini", yüzde 59'u "pek" güvenmediğini" ya da hiç güvenmediğini bildirdi.

İran İstihbarat Bakanlığının "güvenilir istihbarat kaynaklarına dayandırdığını" belirttiği açıklamasında, "Düşman, son savaşın başında açıkça ilan ettiği ve askeri saldırıyla başaramadığı ülkeyi yıkma ve bölme hedefini, diğer yollarla gerçekleştirmeye çalışmaktadır." ifadelerine yer verdi. Bu kapsamda, ABD ve İsrail'in "yumuşak savaş, bilişsel savaş ve hibrit savaş yöntemlerine ağırlık verdiği" belirtildi. ABD ve İsrail'in, özellikle ekonomik sıkıntıları ve yüksek fiyatları istismar ederek sosyal provokasyonlar oluşturmayı, etnik ve dini gruplar arasında ayrılık tohumları ekerek ulusal birliği bozmayı, özellikle kuzeybatı ve güneydoğu bölgelerinde terör saldırıları düzenlemeyi, ülke içinde suikast ve sabotaj eylemleri gerçekleştirmeyi planladığı kaydedildi. Açıklamada, düşmanların silah, mühimmat ve özellikle Starlink gibi iletişim cihazlarının kaçakçılığını artırmayı, BBC Farsça, Amerika'nın Sesi ve terör örgütü olarak nitelendirilen "Iran International" gibi medya kuruluşlarını casusluk ve kışkırtma amacıyla kullanmayı, sosyal medya platformlarını da dezenformasyon için yoğun biçimde devreye sokmayı hedeflediği ifade edildi.

İstihbarat Bakanlığının açıklamasında, "bu planlara karşı gerekli önlemlerin alındığı ve İran halkının birlik ve direnişinin tüm bu tehditleri boşa çıkaracağı" ifadelerine yer verildi. Yedioth Ahronot gazetesinin haberinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın dün geceki Güvenlik Kabinesi toplantısında Beyrut'u saldırılarla hedef alamamalarının ardında "ABD vetosu" olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Habere göre, yaklaşık 3 saat süren Güvenlik Kabinesi toplantısında, Lübnan'da "Sarı Hat" olarak adlandırılan alanın ötesinde başlatılan kara saldırıları ele alındı. Toplantıda, İsrail ordusunun bir süredir Beyrut'a neden hava saldırısı düzenlemediği konusu da gündeme geldi.

Başbakan Netanyahu, Güvenlik Kabinesi üyelerinin eleştirileri karşısında, "Beyrut'a operasyon yapma konusunda bir kısıtlamamız yok, nitekim yakın zamanda orada operasyon düzenledik." ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun bu açıklamasına tepki gösteren Yerleşimler ve Ulusal Misyonlar Bakanı Orit Strock ise "Üç hafta önce operasyon yapmış olmamız, şu an kısıtlanmadığımız anlamına gelmez. Eyleme geçmeli ve hareket etmeliyiz. Biz egemen bir devletiz ve yerleşim yerlerimizi koruma konusundaki kısıtlamaları kabul edemeyiz." dedi. "ABD’LİLER BUNU ENGELLİYOR VE ONLAR BİZİM ORTAĞIMIZ" Kabinedeki tartışmalar üzerine söz alan Savunma Bakanı Katz ise İHA saldırılarına karşılık verilememesinin nedeninin Washington yönetimi olduğunu söyledi.

Katz, "Bizim denklemimiz şuydu: Eğer İHA saldırısı varsa, Dahiye'yi bombalarız. Ancak Amerikalılar bunu engelliyor ve onlar bizim ortağımız." diyerek, ABD'nin baskısı nedeniyle geri adım atmak zorunda kaldıklarını itiraf etti. Tesnim Haber Ajansına göre, Tahran Ticaret Odası üyeleriyle bir araya gelen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, özel sektörün güçlendirilmesinin ülkenin ekonomik gücünü ve ulusal direncini artıracağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "Günümüz ana savaş alanı ekonomik savaştır. Askeri arenada hedeflerine ulaşamayan düşman, ülkenin ekonomik direncini zedelemeye ve insanların geçim kaynaklarını bozmaya odaklanmıştır." değerlendirmesinde bulundu. İran'ın yarı resmi Tesnim haber ajansına göre, Moskova'da düzenlenen 14.

Uluslararası Üst Düzey Güvenlik Yetkilileri Konferansı'na katılan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkan Yardımcısı Ali Bakıri, basına açıklamalarda bulundu. ABD ile Hürmüz Boğazı konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirten Bakıri, "Komşu kıyı ülkeleri olan İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için yeni bir mekanizma belirlemek üzere müzakere ediyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçiş koşulları ve düzenlemeleri, İran'a karşı savaş başlamadan önceki döneme kıyasla farklı olacak." dedi. ABD ile dolaylı görüşmelerin devam ettiğini ve İran'ın zenginleştirilmiş uranyum rezervlerinin geleceği konusunun müzakerelerin gündeminde olmadığını söyleyen Bakıri, "Tüm konularda bir anlaşmaya varana kadar, hiçbir konuda anlaşmaya varmadığımıza inanıyoruz." ifadelerini kullandı. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in dün düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda sivilin hedef alındığı belirtildi.

Açıklamaya göre, Sur kentine bağlı Burç Şemali beldesine düzenlenen saldırıda, aralarında 2 çocuk ve 3 kadının bulunduğu 14 kişi hayatını kaybetti, 5'i çocuk, 6'sı kadın 16 kişi yaralandı. Sayda kentine bağlı Kevseriyyet er-Ruz beldesindeki saldırıda 5 kişi öldü, aralarında 2 çocuğun da bulunduğu 6 kişi yaralandı. Nebatiye vilayetindeki Habbuş beldesinde 2'si çocuk 4 kişi yaşamını yitirirken, aralarında 2 çocuk ve 3 kadının bulunduğu 10 kişi yaralandı. Sur'a bağlı Maareke beldesinde 6 kişi öldü, 1'i çocuk 6 kişi yaralandı.

Sur kenti yakınlarındaki Selaa beldesine düzenlenen saldırıda ise 2 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Demokratları ve bazı ABD medyasını, ABD'nin İran'a karşı başarılarını görmezden gelmekle suçladı. Trump, ABD'nin İran ile savaşta başarılı olduğuna ikna olmayan New York Times, Wall Street Journal ve CNN'i hedef aldığı paylaşımında, "Demokratlar ve medya yollarını tamamen şaşırmış durumdalar, resmen delirdiler." ifadelerine yer verdi. Hürmüz Boğazı'ndaki sürece ilişkin eleştirilere tepki gösteren Trump, "İran, ABD karşısında yenilgilerini kabul edip teslim olsa, donanmasını ve hava kuvvetlerini tamamen kaybettiğini kabul etse, tüm ordusu silahlarını yere bırakıp ellerini kaldırarak beyaz bayrak açsa ve her biri, 'Teslim oluyorum.' diye bağırsa bile ABD basını bu savaşı İran'ın kazandığını yazabilir." ifadesini kullandı.

Trump, İran'a yönelik ABD saldırılarının başlamasından bu yana, sosyal medya hesabı üzerinden ve basın toplantılarında sözlü olarak Demokratların ve ABD basınının bu konudaki sert eleştirilerine aynı şekilde cevap veriyor.