Axios'tan sızan bu bilgi, nükleer anlaşma (JCPOA) çevre anlaşmaları için hayati önem taşıyan dolaylı görüşmelerin başlamadan önce İran’ın pozisyonunu ne kadar sertleştirdiğini gösteriyor.

İran, görüşmelerin geleneksel olarak tercih edilen Doha ya da Viyana gibi merkezler yerine Umman’da yapılmasını talep ediyor. Bu, basit bir takvim değişikliği değil, jeopolitik bir hamledir.

Umman, kanıtlanmış bir arabulucu rolüne sahiptir. Yıllardır süren gizli diplomasi trafiğinin sessiz ve güvenilir limanıdır. Tahran, bu tarafsızlık kisvesi altında, kamuoyu baskısından ve Batı medyasının doğrudan ilgisinden kaçmayı hedefliyor.

Bu hamle, Biden yönetiminin masaya dönme arzusunu ve diplomatik ilerleme kaydetme hevesini kaldıraç olarak kullanma taktiğidir.

ANALİZ: COĞRAFYA TAKTİĞİ

Bir müzakerenin nerede yapılacağı, psikolojik ve atmosferik dengeyi kökten etkiler. Doha ya da Avrupa başkentleri, İran üzerinde uluslararası denetim algısını artırırken, Umman’ın tercih edilmesi İran’ın ‘eşitler arası’ statüsünü pekiştirir.

Tahran, görüşmelerin kapalı kapılar ardında, kendi belirlediği akış hızında ilerlemesini istiyor. Umman’ın yapısı, bu ‘arka kanal’ diplomasisine mükemmel uyum sağlar. Bu, İran’ın diplomatik manevra alanını maksimize etme çabasıdır.

Washington’ın bu talebe nasıl yaklaştığı, İran’a karşı uyguladığı ‘maksimum baskı’ politikasının ne kadar gevşediğinin ilk göstergesi olacaktır. Eğer ABD, masaya oturmak için Umman şartını kabul ederse, ilk raundu coğrafi veto hakkını kullanan Tahran kazanmış demektir.

Bu, aynı zamanda ABD’ye yönelik bir güven oyu eksikliğinin de dışavurumudur. İran, Amerikan diplomatik gücünün etkisini minimize edebileceği bir alan arayışındadır. Zira Umman, ABD’nin Körfez’deki geleneksel müttefikleri olan Suudi Arabistan ve BAE’den daha mesafeli bir diplomatik çizgiyi temsil eder.

SONUÇ VE ÖNGÖRÜ

Bu talebin kabul edilmesi, gelecekteki müzakerelerde İran’ın her zaman en küçük lojistik detayları bile pazarlık konusu yapabileceğinin tehlikeli bir emsalini teşkil eder. GokaNews olarak gördüğümüz şey; Tahran’ın iç siyasi ve ekonomik baskılara rağmen, uluslararası arenada hâlâ kendine özgü bir sertlik politikası izlediğidir. Müzakereler başlamadan önce bile sahnenin nerede kurulacağını belirleyen tarafın kendisi olduğunu kanıtlama ihtiyacı hissediyor.