Uzun zamandır tarım arazileri, kanundaki boşluklar kullanılarak mikro parsellere bölünüyor ve kooperatif hissesi adı altında satılıyordu. Bu alanlara yerleştirilen prefabrik yapılar, konteynerler ve bungalovlar kırsal alanlarda ciddi bir ekolojik tahribat yarattı. Yıllardır süregelen bu hobi bahçesi akımı, sadece görsel bir kirlilik yaratmakla kalmadı, aynı zamanda tarımsal bütünlüğü parçalayarak ülkenin gıda güvenliğini de tehdit eder hale geldi. Üretim yapılması gereken dönümlerce verimli arazi, şehirli nüfusun dinlenme tesisine dönüştü. Resmi Gazete üzerinden yürürlüğe giren yeni Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkındaki Yönetmelik, devleti bu istilaya karşı nihayet proaktif bir savunma pozisyonuna geçiriyor.

Yeni düzenlemenin en çarpıcı ve zekice tasarlanmış yanı, yerel yönetimlerin inisiyatif alanını daraltması. Geçmişte belediyeler, oy kaygısıyla kaçak yapılara göz yumabiliyor veya yıkım kararlarını sümen altı edebiliyordu. Artık yıkım kararı olan bir yapı bir ay içinde belediye tarafından yıkılmazsa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı doğrudan sahaya inecek. Bakanlık yıkımı kendisi gerçekleştirecek ve bu maliyeti çok ağır bir zamla doğrudan ilgili belediyenin bütçesinden kesecek. Bu radikal mali tehdit, yerel yönetimleri mecburi bir denetim ve infaz aygıtına dönüştürüyor.

Arazi üzerine yapı inşa etme şartları da bürokratik bir duvara çarpıyor. Tarım arazisine müdahale edebilmek için artık yeni kurulan Toprak Koruma Kurulu üzerinden onay almak mecburi. Kurulun getirdiği en stratejik hamle ise alternatif yer arayışı zorunluluğu. Bir arazi sahibi bağ evi yapmak istediğinde, sistem ona öncelikle bu yapıyı tarım dışı başka bir alana inşa edip edemeyeceğini soruyor. Otuz metrekarelik mütevazı bir bağ evi inşa edebilmek için dahi asgari beş dönüm arazi şartı aranıyor. Dikili tarım arazilerinde ise bu sınır bir dönüm olarak belirlendi. Bir parsele ve aynı aileye yalnızca tek bir yapı hakkı tanınarak, tarlaların ticari tatil köylerine dönüştürülmesi kalıcı olarak engelleniyor.

Gayrimenkul uyanıklarının sıkça başvurduğu hisseli satış modeli de ağır ceza kapsamına alındı. Tarım arazilerini fiili hisselere bölüp tüzel kişilikler üzerinden pazarlayanlar hakkında derhal yargı süreci başlatılacak. Kaçak yapılaşma tespit edildiğinde bu durum doğrudan tapu siciline işlenecek ve arazi eski tarımsal vasfına döndürülene kadar tapudaki bu leke kaldırılamayacak.

Enerji yatırımları ve zeytinlikler gibi özel alanlar da sıkı bir koruma kalkanı altına alınıyor. Güneş enerjisi santralleri artık sadece kuru marjinal tarım arazilerine kurulabilecek. Verimli topraklarda enerji üretimi bahanesiyle betonlaşmaya izin verilmeyecek. Benzer şekilde, arazideki ağaçları keserek veya doğal afetleri bahane ederek alanın tarımsal niteliğini değiştirmek isteyenler, beş yıl boyunca bu statü değişimini gerçekleştiremeyecek.

Devlet, tarım arazilerinin barınma veya hobi amaçlı yatırım araçları olmadığını çok net bir şekilde ilan ediyor. Bir tarladan küçük bir pay alıp üzerine bir gece ansızın prefabrik bir kutu kondurma dönemi resmen kapandı. İlgili yasalara uymayan mülk sahipleri ve fırsatçı yatırımcılar için iş makineleriyle yüzleşmek artık sadece kısacık bir zaman meselesi.