Türkiye'de 'kültür-sanat' dendiğinde akla gelen geleneksel kalıpların dışına çıkma vakti geldi de geçiyor. Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME), tam da bu noktada kritik bir misyon üstleniyor. Vakfın tasarım ekosistemi olarak kurguladığı 'Alan', ikinci büyük buluşması 'Tasarım İşi' ile sahneye çıkıyor. 27 Aralık'ta Haliç Üniversitesi'nde gerçekleşecek bu etkinlik, basit bir 'network' toplantısından çok daha fazlasını vaat ediyor.
Etkinliğin mottosu oldukça iddialı: "Her Şey Tasarımdır". Bu slogan, aslında küresel bir trendin Türkiye'deki yansıması. Bugün Apple'dan Tesla'ya, hatta modern kamu yönetimine kadar her alanda 'Design Thinking' (Tasarım Odaklı Düşünme) hâkim. KÜME Vakfı, bu etkinlikle tasarımın sadece grafik veya endüstriyel ürünlerden ibaret olmadığını; süreçlerin, hizmetlerin ve hatta kültürel kodların bile tasarlanabilir olduğunu vurguluyor.
GokaNews Analizi: Biz bu hamleyi sadece bir etkinlik haberi olarak değil, bir 'zihniyet dönüşümü' sinyali olarak okuyoruz. Neden mi? Çünkü Türkiye, üretim gücünü katma değere dönüştürmek istiyorsa, bunun yolu mühendislik kadar tasarımdan da geçiyor. 'Alan' platformunun varlığı, sektördeki en büyük eksiklik olan 'sürdürülebilir ekosistem' ihtiyacına yanıt veriyor. Tasarımcıyı, yatırımcıyı ve kültür üreticisini aynı masada toplamadığınız sürece, yaratıcı endüstrilerde küresel bir oyuncu olmanız imkansızdır.
KÜME'nin bu inisiyatifi, devlet ve vakıf destekli kültür politikalarında da bir eksen kaymasına işaret ediyor. Tarihi korumanın ötesine geçip, geleceği tasarlamaya odaklanan bir vizyon bu. Haliç Üniversitesi gibi genç ve dinamik bir lokasyonun seçilmesi de tesadüf değil; hedef kitle doğrudan geleceğin kurucuları olan gençler.
27 Aralık'taki bu buluşma, sadece tasarımcılar için değil, işini 'tasarlayarak' büyütmek isteyen her profesyonel için bir laboratuvar niteliğinde. Eğer 'Tasarım İşi'ni sadece bir meslek grubu toplantısı zannediyorsanız, büyük resmi kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü yeni dünyada her şey, gerçekten de tasarımdır.