Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı iç güvenlik birimlerinin Haseke il merkezine girişi, sıradan bir konvoy hareketi değil, Suriye'nin kuzeydoğusundaki güç dengesinin köklü bir siyasi pazarlıkla yeniden çizildiğini gösteren kritik bir manevradır. Bu, YPG'nin hayatta kalma mücadelesinin en somut adımıdır.

Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin Haseke il merkezine ulaşması, Şam ile YPG/SDG arasında uzun süredir devam eden kapalı kapı görüşmelerinin ilk büyük meyvesidir.

Bu mutabakat, sadece Kamışlı ve Haseke merkezlerindeki devlet kurumlarının devredilmesini öngörmüyor; aynı zamanda YPG’nin Türkiye’nin olası askeri müdahaleleri karşısında kendine diplomatik bir tampon bölge oluşturma stratejisini de ortaya koyuyor.

Meşruiyetin Fiyatı

Analistler için buradaki kilit nokta, YPG’nin bu hamlesinin bir ‘teslimiyet’ mi yoksa ‘stratejik geri çekilme’ mi olduğudur. GokaNews olarak bizim yorumumuz, bunun, askeri varlığın sürdürülmesi karşılığında Esad rejimine meşruiyetin satılmasıdır.

Kent merkezlerinin ve devlet kurumlarının Esad’a devri, Suriye’nin uluslararası hukuktaki egemenliğini pekiştirir. Bu, Rusya'nın arabuluculuğunda gerçekleşen ve Esad rejiminin ‘yeniden entegrasyon’ sürecini hızlandıran hukuki bir zaferdir.

YPG, şehirlerin idari ve güvenlik yükünü Şam'a devrederek, gücünü daha çok kırsal alana, petrol sahalarına ve özerk bölgenin askeri kanadına odaklama fırsatı buluyor.

Bu takas, YPG’nin 'özerk bölge' hayalinden vazgeçtiği anlamına gelmez, ancak bu hayalin askeri değil, siyasi müzakereler yoluyla, Şam’ın otoritesi altında sınırlı bir yerel yönetim biçimine indirgeneceğini gösterir.

Ankara İçin Kritik Eşik

Haseke mutabakatı, Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki hedeflerini doğrudan baltalamaktadır.

Ankara, YPG’yi terör örgütü olarak tanımlayıp bölgeden tamamen temizleme stratejisini sürdürürken, Şam’ın bu bölgelere geri dönmesi, operasyonları karmaşıklaştırıyor.

Türkiye artık sadece bir vekil güçle değil, uluslararası arenada tartışmalı da olsa bir egemen devletin resmi kurumlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, olası bir Türk askeri harekatının uluslararası tepki eşiğini yükseltir.

Özellikle Kamışlı ve Haseke, bölgenin idari ve lojistik açıdan kalbidir. Bu merkezlerin Şam'a devri, YPG'nin bölgedeki nüfuz haritasını küçültürken, Esad rejiminin Suriye genelindeki otoritesini pekiştirme yolunda sağlam adımlar attığını kanıtlıyor.

Sonuç olarak; Haseke’ye giren konvoy, bir güç gösterisinden ziyade, Esad’ın Suriye iç savaşının son perdesinde masa başında kazandığı en önemli diplomatik zaferlerden birinin sembolüdür. Kuzeydoğu Suriye’de denge, YPG'nin hayatta kalma garantileri karşılığında, yavaşça ve geri dönülmez şekilde Şam lehine dönmektedir.