Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecinin hızı, resmi açıklanan ticaret hedeflerinde net bir şekilde okunuyor. Bakan Bolat'ın ortaya koyduğu 2026 için 10 milyar dolar, uzun vadede ise 30 milyar dolarlık hedef, yalnızca birkaç yıl önceki diplomatik krizin gölgesinde düşünüldüğünde, çarpıcı bir ivmelenmeyi işaret ediyor.

30 milyar dolar, stratejik bir eşiktir. Bu hacim, Suudi Arabistan’ı Türkiye’nin en büyük beş ticaret ortağından biri haline getirmek demektir. Bu, sadece mal alım satımından ibaret değil; kritik altyapı projeleri, savunma sanayii iş birlikleri ve Suudi sermayesinin Türkiye’yi bölgesel bir üretim üssü olarak kullanmasını gerektirir.

HEDEF 1: 10 MİLYAR DOLAR (2026)

Bu ilk aşama, siyasi güvenin ekonomik karşılığıdır. 2020-2021 yıllarındaki gayri resmi boykot döneminde ticaretimiz neredeyse dip yapmıştı. 10 milyar dolara ulaşmak, ilişkilerin tamamen normale döndüğüne ve iki tarafın da tedarik zincirlerini siyasi riskten arındırdığına dair güçlü bir işarettir. Bu hedef, kısa vadede oldukça gerçekçidir, zira mevcut momentum zaten bu yönde hareket ediyor.

HEDEF 2: 30 MİLYAR DOLAR (UZUN VADE)

Asıl zorluk ve analizin merkez noktası 30 milyar dolar eşiğindedir. Bu, mevcut ticaret yapısının ötesinde yapısal bir dönüşüm gerektirir. Riyad’ın Vizyon 2030’u devasa projelere odaklanıyor (NEOM, Kızıldeniz Projesi). Türkiye’nin bu projelerdeki payını, özellikle müteahhitlik ve yüksek teknoloji ihracatında radikal şekilde artırması gerekiyor.

GokaNews analizi, bu hedefin arkasındaki itici gücün salt ticari kazançtan çok, Ankara’nın kronikleşen döviz istikrarı ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Suudi Arabistan, Türkiye’nin ihtiyacı olan istikrarlı ve büyük ölçekli sermaye girişini sağlayabilecek nadir ülkelerden biridir.

Öte yandan, Riyad açısından da durum benzerdir. Türkiye ile ekonomik bağları derinleştirmek, bölgedeki potansiyel gerilimleri minimize etmenin ve istikrar havzasını genişletmenin maliyeti düşük bir yoludur. Bu, karşılıklı bir ekonomik sigortadır.

REKABET FAKTÖRÜ VE GERÇEKLİK KONTROLÜ

Suudi Arabistan sermayesi için bölgede rekabet çok yüksektir. Türkiye, BAE ve Mısır gibi rakipleri geride bırakmak zorundadır. 30 milyar dolarlık hedefin gerçekleşmesi, Türk hükümetinin yasal öngörülebilirlik, şeffaflık ve yatırımcı haklarını koruma konusunda Körfez sermayesine benzersiz bir güven ortamı sunmasına bağlıdır. Unutulmamalıdır ki, Körfez sermayesi 'paranın kokusunu' takip eder; politik iyi niyetin ömrü kısadır.

Eğer bu rakamlara ulaşılmazsa, bu durum sadece ekonomik bir başarısızlık değil, aynı zamanda son dönemdeki diplomatik normalleşmenin zeminini kaybetme riski taşıyan bir siyasi alarm olarak yorumlanmalıdır. 30 milyar dolar hedefi, Ankara-Riyad ilişkilerinin geleceğine dair bir ekonomik teminat mektubu niteliğindedir.