Türkiye ekonomisinin en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olan Bursa'da, sanayicilerin ekonomik gidişata dair öngörülerini ölçen BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi, 2026 yılının başında karmaşık ancak umut vadeden bir tablo çizdi. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya kadar küresel tedarik zincirinin kritik halkalarını oluşturan sektörlerin temsilcileriyle gerçekleştirilen anket, reel sektörün makroekonomik istikrar konusundaki güveninin arttığını, ancak büyüme stratejilerinde hala savunma pozisyonunda kaldığını gösteriyor.

Anketin en dikkat çekici bulgusu, firmaların gelecek altı aya ilişkin genel beklentilerindeki pozitif ayrışma oldu. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmaların ardından, 2026 yılına girilirken enflasyonist baskıların azalacağına dair inancın güçlendiği görülüyor. Özellikle ihracat pazarlarında toparlanma sinyallerinin alınması, Bursalı sanayicilerin sipariş defterlerine ve üretim kapasitelerine dair öngörülerini yukarı yönlü revize etmelerini sağladı. Küresel ticaretteki normalleşme beklentisi, dış pazarlara entegre olan Türk sanayicisi için en önemli motivasyon kaynağı olarak öne çıkıyor.

Buna karşılık, anketin 'yatırım' ve 'istihdam' başlıkları, iyimserliğin henüz sermaye harcamalarına dönüşmediğini belgeliyor. Ankete katılan firmaların büyük bir çoğunluğu, mevcut konjonktürde yeni makine, teçhizat veya tesis yatırımı yapmaktan kaçındıklarını ifade etti. Bu durumun temel sebebi olarak, küresel çapta ve yerel piyasada devam eden yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimdeki seçici politikalar gösteriliyor. Firmalar, nakit akışını korumayı ve mevcut kapasiteyi verimli kullanmayı, risk alarak büyümeye tercih ediyor. Yatırım iştahındaki bu düşüklük, doğal bir sonuç olarak istihdam piyasasına da yansıyor. İş dünyası, yeni personel alımı konusunda son derece temkinli davranarak, mevcut kadroları koruma stratejisini benimsiyor.

BUSİAD'ın raporu, Türk sanayisinin 2026 yılına 'kontrollü bir iyimserlik' ile girdiğini kanıtlar nitelikte. Enflasyon görünümündeki düzelme ve ihracat potansiyelindeki artış, ekonomik aktivitenin canlı kalacağını müjdelerken; yatırımlarda frene basılması, sürdürülebilir büyüme için finansal koşulların daha elverişli hale gelmesinin beklendiğini işaret ediyor. Uzmanlar, bu tablonun yılın ikinci yarısında finansal koşulların gevşemesiyle birlikte yatırımlara da pozitif yansıyabileceğini, ancak şu an için sanayicinin önceliğinin 'istikrar' ve 'verimlilik' olduğunu vurguluyor.