Mart ayına ilişkin mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 2,02 oranında artış kaydetti. Bu oran ilk bakışta sıradan bir aylık istatistik gibi algılanabilir. Ancak makroekonomik dengelerin gerçek röntgenini çeken en kritik göstergelerden birini temsil ediyor.
Mevsimsel etkilerin hesaplamadan dışarıda bırakılması, bayramlar veya tarımsal döngüler gibi geçici fiyat dalgalanmalarını tablodan tamamen siler. Özel kapsamlı endeks ise enerji ve işlenmemiş gıda gibi dışsal şoklara açık, kontrolü zor kalemleri filtreler. Dolayısıyla karşımızdaki bu yüzde 2,02 seviyesindeki artış, ekonominin tam kalbindeki yapısal enflasyonun en net fotoğrafıdır.
Bu tablo, fiyat artış eğiliminin önceki zirvelere kıyasla hız kesse de hala ciddi bir katılık sergilediğini ortaya koyuyor. Aylık bazda yüzde ikilik bir artış trendinin tabana yayılması, yıllıklandırılmış bazda hedeflenen tek haneli enflasyon patikasına ulaşmak için tahmin edilenden çok daha uzun bir süreye ihtiyaç duyulacağına işaret ediyor.
Uygulanan sıkı para politikalarının iç talebi soğutma yönündeki etkileri piyasaya oldukça gecikmeli yansıyor. Tüketici davranışlarındaki enflasyon beklentisi tam anlamıyla kırılamadığı için, satıcılar maliyet artışlarını fiyatlara yansıtma konusunda cesaret bulmaya devam ediyor. Özellikle hizmet sektörü başta olmak üzere birçok alt sektörde gözlemlenen fiyat yapışkanlığı, ekonomi yönetiminin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Merkez Bankası ve ekonomi kurmayları, para politikası kararlarını alırken manşet enflasyondan ziyade bu tür arındırılmış çekirdek göstergelerin fısıldadığı gerçeklere odaklanır. Mart ayına ait bu veri, mevcut sıkı para politikası duruşunun hiçbir taviz verilmeden, uzun bir süre daha korunması gerektiğini teyit ediyor. Erken ve temelsiz bir faiz indirimi adımının, yapısal enflasyonu yeniden alevlendirme riski bu istatistiklerle bir kez daha bilimsel olarak ispatlanıyor.
Önümüzdeki bahar ve yaz aylarında piyasaların asıl odak noktası, bu arındırılmış verilerdeki ivme kaybının hızı olacak. Üretici şirketlerin kar marjlarındaki zorunlu daralma ile tüketicinin reel alım gücündeki zayıflama tam olarak kesiştiğinde, fiyatlama davranışlarındaki asıl büyük sınav verilmiş olacak. GokaNews analiz masası olarak değerlendirmemiz, Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadelenin sadece teknik faiz artışlarıyla biten kısa bir dezenflasyon süreci değil, uzun zamana yayılan ve acı reçeteler barındıran zorlu bir yapısal dönüşüm maratonu olduğu yönündedir.