Hazine ve Maliye Bakanlığı yurt içi borçlanma stratejisi kapsamında piyasaların nabzını tutmaya devam ediyor. Gerçekleştirilen son ihalelerde on bir ay vadeli bono ve beş yıl vadeli tüketici fiyat endeksine dayalı tahvil ihracıyla toplam 33,7 milyar liralık kaynak yaratıldı.

Bu borçlanma hamlesi yalnızca sıradan bir nakit temini operasyonu değil. Aynı zamanda ekonomi yönetiminin yüksek faiz ve dezenflasyonist geçiş sürecinde uyguladığı ince ayarlı borç yönetim stratejisinin çok net bir yansıması.

Beş yıl vadeli ve enflasyona endeksli tahvil ihracı kurumsal yatırımcıların uzun vadeli güvenli liman arayışına doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Piyasalar önümüzdeki beş yıllık projeksiyonda enflasyon riskine karşı kendini koruma altına almak istiyor. Hazine ise bu talebi fırsata çevirerek piyasadaki likiditeyi daha uzun ve öngörülebilir bir vadeye yayıyor.

Diğer taraftan on bir ay vadeli bono ihracı kısa vadeli likidite ihtiyacının yüksek sabit faiz yükümlülüğü altına girmeden çözüldüğünü gösteriyor. Sıkı para politikasının devrede olduğu ve faizlerin zirve seviyelerde bulunduğu bir dönemde uzun vadeli sabit faizli borçlanmadan kaçınmak rasyonel bir kamu maliyesi adımı olarak öne çıkıyor.

İhale öncesi satışların da bu toplam rakama dahil olması piyasa yapıcı aktörlerin sisteme ve devlet iç borçlanma senetlerine olan iştahının güçlü kaldığına işaret ediyor. Finansal kurumlar makro riskleri dengede tutarken kamu borçlanma araçlarını portföylerinin güvenli merkezinde konumlandırmaya devam ediyor.

Sonuç olarak bu 33,7 milyar liralık ikili paket makroekonomik dengelenme sürecinde ekonomi yönetiminin manevra alanını genişletiyor. Devlet bir yandan piyasanın enflasyon koruması talebini karşılarken diğer yandan olası faiz indirim döngüsü başladığında elini rahatlatacak vade yapılarını tercih ederek finansal riskleri başarıyla dağıtıyor.