Libya’nın fraksiyonel medyası, devrik lider Muammer Kaddafi'nin en büyük oğlu Seyfülislam Kaddafi'nin öldürüldüğünü iddia etti. Bu tip haberler, doğrulanana kadar ihtiyatla karşılanmalıdır; zira Libya siyasi savaşında söylentiler, mühimmat kadar değerlidir.

Ancak iddia doğruysa, bu olay 2011 sonrası Libya denkleminin en kritik bilinmeyenini ortadan kaldırır. Seyfülislam, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından aranan, ancak kabileler arasında hâlâ güçlü sadakate sahip bir figürdü. O, Kaddafi otoriterliğine nostalji duyan büyük bir seçmen bloğunun simgesiydi.

Seyfülislam Kaddafi, siyasi yelpazenin ortasında, ne Bingazi merkezli Halife Hafter'in ne de Trablus merkezli milislerin tamamen kontrol edemediği bir ‘veto gücü’ oluşturuyordu. Onun varlığı, büyük güç odaklarının Libya'yı tamamen konsolide etme çabalarını sürekli engelliyordu.

Onun ortadan kalkması, doğrudan bir güç boşluğu yaratır. En yakın senaryo, bu boşluğun derhal Hafter'in doğu bloku tarafından doldurulması yönündedir. Hafter, Kaddafi'nin eski destekçilerini kendi askeri koalisyonuna entegre etmeye çalışacaktır.

Öte yandan, Trablus hükümeti üzerindeki baskı azalabilir, zira Kaddafi hanedanının geri dönüş ihtimali resmi olarak sona ermiştir. Bu, kağıt üzerinde, Birleşmiş Milletler destekli seçim süreçlerine teorik bir rahatlama getirebilir.

Ancak GokaNews analizi, bu durumun istikrar getireceği garantisi vermez. Seyfülislam'ın tasfiyesi, Kaddafi yanlısı silahlı grupları hedefsiz ve dağınık hale getirebilir. Kontrolsüz kalan milisler, intikam motivasyonuyla hareket ederek hassas ateşkes anlaşmalarını bir anda dinamitleyebilir.

Libya’nın güneyindeki ve kabile yapılarındaki derin fay hatları, bu tür bir tasfiyeye anında tepki verir. Seyfülislam, siyasi bir 'çözüm' olma ihtimalini kaybetmiş olsa da, hayatta kalması kabileler arası dengeyi koruyordu.

Şimdi, Hafter ve Trablus hükümeti arasındaki rekabet, Kaddafi mirasının kalan oyları ve sadakati için daha acımasız ve doğrudan bir mücadeleye dönüşecektir. Bu, Libya'da konsolidasyonun değil, yeni bir fraksiyonel savaşın habercisi olabilir.

Libya, geçmişinden kurtulmakta zorlanıyordu. Eğer bu iddia doğruysa, geçmişin son kraliyet piyonu da satranç tahtasından çekilmiş demektir. Ancak bu, oyunun bittiği anlamına gelmez; sadece kuralların yeniden yazıldığı anlamına gelir. Önümüzdeki günlerdeki teyit süreci, Libya’da kimin gerçek gücü elinde tuttuğunun en net göstergesi olacaktır.