Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile ilgili veriler artık bir artıştan çok, bir tsunamiyi işaret ediyor. Avrupa genelinde, özellikle 25 yaş üstü kadınlar arasında DEHB ilacı kullanımındaki patlama, bu durumu en net şekilde gözler önüne seriyor. İngiltere'nin başı çektiği bu dalga, son on yılda ilaç kullanımını üç katına çıkararak küresel bir fenomeni tetikledi. Rakamlar basit bir istatistik değil; tıbbi bir kör noktanın nihayet aydınlanmaya başladığının kanıtıdır.
GokaNews Analizi: Bu patlamanın ardındaki en kritik veri, Oxford Üniversitesi'nin tespitiyle ortaya çıkıyor: Yeni teşhis alan bu kadınların %70'inden fazlası daha önce antidepresan kullanıyordu. Bu, on yıllardır süren sistemik bir teşhis hatasının itirafıdır. Kadınların yaşadığı dikkat dağınıklığı, içsel huzursuzluk ve yönetici işlev bozuklukları, yıllarca 'kaygı' veya 'depresyon' olarak etiketlendi ve yanlış tedavi edildi. Bugün gördüğümüz 'artış', aslında kayıp bir neslin nihayet doğru tanıya kavuşma mücadelesidir.
Fakat bu uyanış, hazırlıksız bir sistemin duvarına çarptı. Eylül 2023'ten bu yana yaşanan küresel DEHB ilaç kıtlığı, artan farkındalığın ve teşhislerin bir yan etkisi değil, doğrudan sonucudur. Arz zincirleri, on yıllardır göz ardı edilen bir demografinin aniden sisteme dahil olmasını kaldıramadı. Bu durum, nihayet bir cevap bulan ancak tedaviye erişemeyen binlerce kişi için acı bir paradoks yaratıyor: Sorununuzun bir adı var ama çözümü rafta yok.
Bu kriz, sadece bir ilaç lojistiği sorunu değildir. Bu, tıp dünyasının ve toplumun, nörolojik farklılıkları cinsiyet kalıplarının ötesinde anlaması için bir alarm zilidir. DEHB'nin 'yaramaz erkek çocuğu' klişesinden kurtulup, kadınlarda nasıl farklı ve genellikle daha içselleştirilmiş şekilde ortaya çıktığını kabul etmek zorundayız. Aksi takdirde, bir teşhis devrimini, bir tedavi kaosuyla boşa harcama riskiyle karşı karşıya kalırız.