Sayılar soğuktur, analiz ise mecburidir. Kulu’da gerçekleşen olay, basitçe bir ‘sürücü hatası’ başlığı altında geçiştirilemez. Bir hafif ticari aracın (HTA) kontrolden çıkarak önce refüje vurması, ardından Tır yoluyla çarpışması, bu koridorlardaki güvenlik marjının ne kadar düşük olduğunu gösteriyor.

Konya-Ankara aksı üzerinde yer alan Kulu çevresi, yüksek hızlı seyir ve yoğun ağır vasıta trafiği (TIR/kamyon) ile karakterizedir. HTA’lar, özellikle yüksek hızda veya standart dışı yüklemelerde, dinamik olarak zaten riskli bir segmenttir. İlk etapta refüje çarpmanın etkisiyle aracın durması ya da şerit içinde kalması gerekirken, ters yöne savrulması, refüj bariyerlerinin tasarım ve mukavemet standartlarını acilen sorgulamayı gerektiriyor.

Eğer refüj, çarpmanın enerjisini absorbe edip aracı yolda tutacak şekilde tasarlanmadıysa, sadece görsel bir ayırıcı işlevi görüyordur. Bu, mühendislik ihmalidir. Yatay ve dikey işaretlemeler kusursuz olsa bile, fiziksel engellerin bu denli kolay aşılabiliyor olması, felaketi davet etmektir.

Kazanın kilit anı, aracın takla atarak ağır vasıta şeridine geçişidir. Tır şoförlerinin, yüksek seyir hızında aniden şeritlerine giren bir araca reaksiyon süresi sıfıra yakındır. Bu tür kazalar, Anadolu otoyollarında kronikleşmiş bir domino etkisidir: Küçük bir hız hatası veya dikkatsizlik, yetersiz altyapı (refüj bariyerleri) ve yüksek taşıt yoğunluğuyla birleştiğinde ölümcül bir trajediye dönüşür.

Sektör analistleri olarak, bu tür ölümlü kazaları sadece bireysel kusurlara indirgemekten kaçınmalıyız. Neden Konya gibi düz, uzun otoyol kesitlerinde hız limitleri düzenli olarak aşılıyor? Çünkü uzun, monoton yollar 'hız hipnozu' riskini artırır ve denetim mekanizmaları (özellikle ortalama hız koridorları) yeterince yaygın değildir.

Türkiye, Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde seyreden trafik ölümleri istatistiğini düşürmek istiyorsa, odak noktasını bireysel cezalardan altyapısal dirence kaydırmalıdır. Kulu’daki bu ölüm, sadece bir ailenin kaybı değil, aynı zamanda sisteme entegre edilemeyen güvenlik önlemlerinin toplumsal maliyetidir. Refüjler ayırmaktan çok, korumalıdır. Eğer korumuyorsa, acilen sökülüp yenilenmelidir.

İhmalin bilançosu her zaman ağırdır ve bu kaza, karayolları yönetiminin risk değerlendirmesinde ciddi bir revizyona gitmesi gerektiğinin en keskin hatırlatıcısıdır.