İstanbul Bağcılar, maalesef yine şiddet sarmalının merkez üssü olarak karşımızda. Ancak bu kez olay, sıradan bir husumet kavgası değil; toplumsal vicdanın test edildiği ve ne yazık ki 'sınıfta kaldığı' bir an. Metro çıkışında kalabalık bir grup tarafından linç edilen bir çocuğu gören 27 yaşındaki O.Ç., belki de o an oradan geçen yüzlerce kişinin yapmaya cesaret edemediğini yaptı: Müdahale etti.
Sonuç? Vücuduna isabet eden bıçak darbeleri.
Olayın ham bilgisi, O.Ç.'nin hastaneye kaldırıldığı ve hayati tehlikesinin bulunmadığı yönünde. Ancak GokaNews olarak asıl odaklanmamız gereken nokta, saldırganların profili: 18 yaşından küçük üç şüpheli. Bu detay, olayı adli bir vaka olmaktan çıkarıp sosyolojik bir krize dönüştürüyor.
Sokak jargonunda 'delikanlılık' kavramının içinin nasıl boşaltıldığını, yerini nasıl bir 'sürü psikolojisine' ve sebepsiz şiddete bıraktığını görüyoruz. Eskiden mahalle kavgalarını ayıran 'abiler' saygı görürken, bugün kavgayı ayırmaya çalışmak, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiye basmak anlamına geliyor. O.Ç.'nin maruz kaldığı şiddet, aslında topluma verilen şu mesajı pekiştiriyor: 'Karışma, başını çevir, yoksa yanarsın.'
Bu tür olaylar, literatürde 'Seyirci Etkisi' (Bystander Effect) olarak bilinen toplumsal tepkisizliği besleyen en büyük yakıttır. Yarın sokakta bir başkası şiddet gördüğünde, bu haberi okuyan kaç kişi müdahale etme cesareti gösterebilecek? İyilik yapma refleksimiz, bıçak korkusuyla baltalanıyor.
Saldırganlardan sadece birinin tutuklanmış olması ise madalyonun hukuki yüzündeki pası gösteriyor. 'Suça sürüklenen çocuk' tanımı, hukuk sistemimizde rehabilitasyon odaklı olsa da, sokaktaki pratik karşılığı çoğu zaman cezasızlık algısı oluyor. 18 yaş altı çetelerin, ellerindeki bıçakları bu kadar pervasızca savurabilmelerinin arkasında, 'bize bir şey olmaz' özgüveni yatıyor.
O.Ç. fiziksel olarak iyileşecektir, hastanedeki raporları bunu söylüyor. Ancak bu olaydan sonra, bir daha tanımadığı bir mağdura yardım eli uzatabilir mi? İşte asıl kalıcı hasar, o gencin ve bu haberi okuyan toplumun vicdanında açılan yaradır. Bağcılar'daki bu dehşet, sadece bir bıçaklama değil; sokağın güvenliğine ve insani değerlere yapılmış bir suikasttır.