GokaNews Analiz Masası - Ankara'nın koridorlarında konuşulan rakamlarla, İstanbul'un arka sokaklarındaki hayatlar çoğu zaman birbirini tutmaz. Dün akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın, Beyoğlu Okmeydanı'nda Kayacık ailesinin evine yaptığı sürpriz ziyaret, tam da bu 'dissonans'ın (uyumsuzluğun) fotoğrafı oldu.

Siyasetçilerin Ramazan aylarında yer sofralarına konuk olması, Türkiye siyasetinin klasikleşmiş bir 'halkla bütünleşme' ritüelidir. Ancak bu kez objektiflere yansıyan karede, Erdoğan çiftinden daha çok dikkat çeken bir obje vardı: Evin başköşesine kurulmuş, borusu odayı dolaşan klasik bir soba.

Bu görüntü neden basit bir ev eşyasından fazlasını ifade ediyor? Hafızamızı biraz tazeleyip geçtiğimiz aylardaki bütçe görüşmelerine dönelim. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Meclis kürsüsünden muhalefet milletvekillerine seslenirken oldukça iddialı bir tablo çizmişti. Doğalgazın ulaşmadığı hane kalmadığını ima eden Bakan Bayraktar, "Doğalgazı olmayan yer mi kaldı? Herkes doğalgaz kullanıyor" çıkışıyla tartışmalara nokta koymak istemişti.

Bakanlığın Excel tablolarında Türkiye 'tamamen gazlanmış' modern bir enerji altyapısına sahip görünebilir. Ancak Cumhurbaşkanı'nın bizzat misafir olduğu, İstanbul'un göbeğindeki bir evde yanan soba, sahadaki gerçekliğin Bakanlığın projeksiyonundan çok daha farklı olduğunu kanıtlıyor. Bu durum, bürokratik iyimserlik ile sosyo-ekonomik gerçeklik arasındaki makasın ne kadar açıldığının somut bir göstergesi.

Soba detayı bize iki kritik gerçeği hatırlatıyor: Birincisi, altyapının oraya kadar gelmiş olması (kapıda kutunun olması), hanenin o enerjiyi tüketebilecek ekonomik güce veya tesisata sahip olduğu anlamına gelmiyor. İkincisi, siyasi söylemde kullanılan "herkes" genellemesi, aslında toplumun en kırılgan kesimlerini istatistiksel bir sapma olarak görüp denklem dışına itiyor.

Erdoğan’ın ziyareti, iletişim stratejisi açısından 'tevazu' ve 'samimiyet' mesajı vermeyi hedeflerken, ironik bir şekilde kendi kabinesinin en iddialı olduğu alanlardan birindeki çatlağı ifşa etmiş oldu. Soba, orada sadece ısınma aracı olarak durmuyor; artan enerji maliyetlerinin ve kentsel dönüşüm kıskacındaki mahallelerin sessiz bir tanığı olarak duruyor.

Sonuç olarak, Bakan Bayraktar'ın Meclis'teki özgüvenli açıklamaları, Okmeydanı'ndaki o sobanın ısısında erimiş görünüyor. Siyaset yapıcılar için ders niteliğinde bir kare: Verilerle yönetilen bir ülke vizyonu çizerken, o verilerin kapsayamadığı hayatlara dokunmadan 'başarı' hikayesi yazmak mümkün olmuyor.