Saadet Partisi'nin geleneksel iftar buluşması, Türk siyasetinde son dönemde nadir rastlanan bir dış politika analizine sahne oldu. CHP Lideri Özgür Özel, Donald Trump öncülüğünde kurulduğu belirtilen 'Gazze Barış Kurulu' üzerinden hükümete net bir uyarıda bulundu. Mesele sadece bir toplantıya katılmak ya da katılmamak değil; mesele, diplomasinin 'vitrin süsü' olmamaktır.
Özel’in dikkat çektiği nokta kritik: Türkiye, adında 'barış' geçtiği için bu kurula yeşil ışık yakmıştı. Ancak toplantıya 48 saat kala, İsrail’in de masaya dahil edilmesi denklemi tamamen değiştirdi. Özel, "İsrail'in bulunduğu bu kurulda Türkiye yer almamalı" diyerek, aslında hükümeti bir oldubittiye karşı uyardı.
GokaNews Analizi: Neden Önemli?
Bu çıkış, Türk dış politikasının son yıllardaki en büyük handikaplarından birini ifşa ediyor: İçeriğe bakmaksızın 'oyun kurucu' görünme hevesi. Ankara, 'barış' etiketli her girişimin içinde bulunmayı bir prestij meselesi sayıyor. Ancak diplomasi, kiminle aynı fotoğraf karesine girdiğinizle ilgilidir.
Trump’ın İsrail yanlısı tutumu ve geçmişteki 'Yüzyılın Anlaşması' fiyaskosu hafızalardayken, onun şemsiyesi altında ve İsrail’in katılımıyla kurulacak bir masadan Filistin lehine adil bir sonuç çıkması imkansıza yakındır. Türkiye'nin böyle bir formatta yer alması, İsrail'in Gazze'deki eylemlerine dolaylı yoldan meşruiyet kazandırma riski taşır.
Buradaki tehlike, Türkiye'nin 'arabulucu' olma arzusuyla, İsrail'in diplomatik izolasyonunu kırma stratejisine alet edilmesidir. İsrail'in son dakika golüyle masaya eklenmesi, bu girişimin samimiyetini sorgulatıyor. Eğer amaç gerçekten barışsa, aktörler baştan bellidir. Ancak amaç İsrail'i aklamaksa, Türkiye'nin o sandalyeyi boş bırakması en güçlü diplomatik mesaj olacaktır.
Özel'in bu uyarısı, iktidarın Gazze konusundaki söylem ve eylem farkını (ticaretin devam etmesi gibi) kapatmaya çalıştığı bir dönemde daha da anlam kazanıyor. Hükümet, 'barış için oradayız' diyerek iç kamuoyunu ikna etmeye çalışabilir; ancak sahadaki gerçeklik, o masanın barış değil, İsrail'in halkla ilişkiler çalışması olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak; diplomasi bazen masada olmak değil, o masayı devirebilme ya da o masaya hiç oturmama iradesidir. Özgür Özel, Ankara'ya 'adında barış yazan her reçeteyi içmeyin' diyerek, dış politikada ilkesel duruşun, taktiksel manevralardan daha değerli olduğunu hatırlatıyor.