Bir kaya parçasının evin duvarını delerek yatak odasına girmesi, ilk bakışta dramatik bir yerel haber olabilir. Ancak GokaNews, bu tekil olayın ardındaki sistemik başarısızlıkları analiz etmek zorundadır.

Bu, Hakkari coğrafyasının doğal bir cilvesi değil, kentsel gelişim ve risk yönetimi arasındaki tehlikeli boşluğun somutlaşmış halidir. Yüksek eğimli, jeolojik olarak parçalı arazilerde yerleşime izin vermek, spekülatif bir kumardır.

Dağdan kopan bu kaya, sadece bir duvarı değil, bölgedeki imar denetiminin güvenilirliğini de delip geçmiştir. Kim, aktif bir heyelan veya kaya düşmesi riskinin olduğu bir alana konut ruhsatı verdi? Cevap: Türkiye’nin uzun süredir ihmal edilen risk haritalarına uymayan yerel yönetim pratikleri.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu, sert kışlar ve ani ısınmaların yaşandığı bir iklim kuşağındadır. Bu koşullar, kayaların mikro çatlaklarına sızan suyun donma-çözülme döngüsüyle genleşerek ayrışmasını hızlandırır. Küresel iklim krizinin tetiklediği bu jeolojik yıpranma, 'yüzyılda bir olur' diye etiketlenen olayları yıllık risk haline getirmiştir.

Bir bölgede tehlike varsa, devletin iki görevi vardır: Ya yerleşimi yasaklamak ya da kaya tutucu ağlar, çelik bariyerler ve sağlam istinat duvarları gibi proaktif mühendislik çözümleriyle riski sıfırlamak. Hakkari örneğinde, görünüşe göre ne yasağa uyulmuş ne de yeterli önlem alınmıştır.

Bu tür altyapı yatırımları, kısa vadede maliyetli görünse de, uzun vadede can kaybı veya yapısal hasarın tazmini ile kıyaslandığında devede kulak kalır. Türkiye’nin afet yönetim felsefesi, maalesef, riski önlemek yerine, felaket sonrası yaraları sarmaya odaklanmış durumdadır.

Hakkari’deki olayın şans eseri yaralanmasız atlatılması, sistemin sağlamlığını değil, hane halkının kaderini göstermektedir. Şansın kalıcı bir güvenlik stratejisi olmadığı açıktır.

Acilen yapılması gereken, bölgeyi mikrobölgelere ayıran detaylı jeolojik etütlerin zorunlu hale getirilmesi ve imar affı gibi riskli yapılaşmayı ödüllendiren politikalardan kesinlikle vazgeçilmesidir. Dağdan kopan kaya sadece evin yatak odasına girmedi, aynı zamanda Türkiye'nin riskli yapılaşma sorununu tam da merkezine oturttu. Bu, görmezden gelinemeyecek, somut bir uyarıdır.