Edirne balık pazarında yaşanan hareketlilik, basit bir 'bolluk' haberinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. Sezon başında kilogramı 400 TL'den satılarak adeta lüks tüketim ürününe dönüşen hamsinin, kısa sürede 50 TL bandına inmesi, gıda enflasyonuyla boğuşan Türkiye ekonomisinde nadir görülen bir 'fiyat düzeltmesi' vakasıdır.
GokaNews olarak bu durumu sadece Karadeniz'deki hava şartlarına veya balık sürülerinin göç yollarına bağlamanın sığ bir yaklaşım olacağını düşünüyoruz. Buradaki asıl hikaye, tüketicinin alım gücü ile piyasa fiyatlaması arasındaki kopukluktur. 400 TL'lik başlangıç fiyatı, satıcıların maliyet beklentileri ile tüketicinin ödeme isteği arasındaki uçurumu temsil ediyordu. Fiyatın 50 TL'ye düşmesi, piyasanın 'görünmez elinin' devreye girerek fiyatı, halkın erişebileceği gerçekçi seviyelere çekmesidir.
Kırmızı et fiyatlarının tavan yaptığı, tavuk etinin bile hane bütçesini zorladığı bir dönemde, hamsinin 50 TL'ye düşmesi vatandaş için gastronomik bir tercihten ziyade, stratejik bir ekonomik hamleye dönüştü. Edirne pazarındaki uzun kuyruklar, vatandaşın ucuz ve kaliteli proteine olan açlığının en somut göstergesidir. Vatandaş, fiyat/performans dengesini bir borsa analisti titizliğiyle takip ediyor ve fırsat oluştuğu anda, yani fiyat psikolojik sınırın altına indiğinde (ki bu sınır şu an 50-70 TL bandıdır) talebini patlatıyor.
Balıkçı esnafının "Bolluk var, fiyatlar düştü" söylemi madalyonun sadece bir yüzü. Diğer yüzde ise sürdürülebilirlik sorunu yatıyor. Sezon başında 400 TL olan bir ürünün sezon ortasında %87 değer kaybetmesi, tarım ve su ürünleri politikalarımızdaki öngörülemezliği de gözler önüne seriyor. İstikrarlı bir fiyat politikasının olmaması, hem üreticiyi (balıkçıyı) hem de tüketiciyi anlık şoklara karşı savunmasız bırakıyor.
Edirne örneği bize şunu net bir şekilde gösteriyor: Türkiye'de gıda fiyatları, arz miktarı arttığında hızla gevşeme potansiyeline sahip. Ancak bu gevşeme, yapısal bir çözümden ziyade dönemsel bir rahatlama sunuyor. Balık pazarındaki bu bayram havası, havaların tekrar ısınması veya av yasağına yaklaşılmasıyla tersine dönebilir. Şu an için Edirneliler, 50 TL'lik hamsi ile hem sofralarını şenlendiriyor hem de enflasyona karşı küçük ama lezzetli bir zafer kazanıyor.
Sonuç olarak, bu fiyat hareketi bize gıda piyasasının ne kadar volatil olduğunu hatırlatırken, vatandaşın da uygun fiyatlı gıdaya erişim konusundaki reflekslerinin ne kadar keskinleştiğini kanıtlıyor.