Bir insan bedeni ile bir motorlu taşıtın mücadelesinde, fizik kuralları her zaman metalden yana işler. Ancak Karaman’da meydana gelen ve 57 yaşındaki Hasan Yılmaz’ın ağır yaralanmasıyla sonuçlanan olay, sıradan bir 'trafik kazası' manşetinin çok ötesinde bir vahameti barındırıyor.

Olayın teknik detaylarına indiğimizde karşımıza çıkan tablo ürkütücü. Bir yayanın çarpma etkisiyle 32 metre ileriye fırlaması, basit bir dikkatsizlikten ziyade, şehir içinde kabul edilemez bir kinetik enerjinin varlığına işaret ediyor. Polis ekiplerinin olay yerinde şerit metre ile yaptığı ölçüm, aslında çarpışmanın şiddetinden çok, sürücünün hız limitlerine olan kayıtsızlığını belgeliyor.

Minibüsün Hasan Yılmaz’a çarptığı an, Türkiye'deki yaygın 'minibüs kültürü'nün karanlık yüzünü bir kez daha hatırlattı. Şehir içi ulaşımın can damarı olan, ancak sürücü koltuğunda 'zamanla yarış' psikolojisinin hakim olduğu bu araçlar, denetimsiz hızla birleştiğinde birer kitle imha silahına dönüşebiliyor. 32 metrelik savrulma mesafesi, aracın çarpma anındaki hızının yasal sınırların çok üzerinde olduğunu, fren refleksinin ise muhtemelen çok geç devreye girdiğini –veya hiç girmediğini– analitik bir dille haykırıyor.

Hasan Yılmaz şu an hastanede yaşam mücadelesi verirken, bu olay bize trafik güvenliğinin sadece levhalardan ibaret olmadığını hatırlatmalı. Bir yayanın yolun karşısına geçme girişimi, Rus ruletine dönüşmemeli. Sürücülerin, altlarındaki tonlarca ağırlığındaki metalin sorumluluğunu hissetmeleri için daha kaç metre ölçüm yapılması gerekiyor?

GokaNews Analizi: Bu olayda 'kaza' kelimesi hafif kalıyor. Bu, fizik kurallarının ihlal edilen trafik kurallarıyla birleşip bir insan hayatını hiçe saydığı, önlenebilir bir trajediydi. Olay yeri inceleme ekiplerinin ölçtüğü 32 metre, sadece asfalt üzerindeki bir mesafe değil; trafik bilincimiz ile medeniyet arasındaki uçurumun da mesafesidir.