İslam dini, cinselliği tabulaştıran veya bütünüyle reddeden münzevi bir yaklaşımı benimsemez. Aksine, İslam teolojisinde cinsellik, insanın 'fıtrat'ı, yani yaratılış doğasıyla uyumlu, sağlıklı ve gerekli bir ihtiyaç olarak değerlendirilir. Ancak bu güçlü dürtünün, toplumsal düzenin ve bireysel ahlakın korunması adına belirli kurallar çerçevesinde yaşanması öngörülmüştür. Dini metinler ve alimlerin görüşleri incelendiğinde, cinselliğin meşruiyet zemininin 'nikâh' akdi, yani evlilik kurumu olduğu açıkça görülmektedir. Evlilik, sadece neslin devamı için değil, aynı zamanda eşlerin birbirlerinde sükûnet bulması ve haramdan korunması için de bir sığınak olarak nitelendirilir.
Bu temel prensipler ışığında, 'cinsel hikayeler okuma' eylemi değerlendirildiğinde, İslam hukukunun 'sedd-i zerai' (kötülüğe giden yolun kapatılması) prensibi devreye girmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu ve pek çok İslam alimine göre, kişinin şehevi duygularını nikâhlı eşi dışındaki unsurlarla tetiklemesi veya tatmin etmeye çalışması dinen sakıncalı bulunmaktadır. Cinsel içerikli hikayeler veya erotik literatür, okuyucunun hayal dünyasında meşru olmayan sahneler kurgulamasına, cinsel arzuların evlilik dışı alanlara yönelmesine ve zihinsel sadakatin zedelenmesine yol açabileceği gerekçesiyle 'günah' veya 'haram' kapsamında değerlendirilmektedir. Kur'an-ı Kerim'deki 'gözleri haramdan sakınma' emri, sadece görsel teması değil, zihni ve kalbi kirletebilecek yazılı materyalleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır.
Modern psikoloji ve sosyoloji açısından bakıldığında da dini otoritelerin bu yaklaşımı, aile kurumunun korunması hedefine hizmet etmektedir. Cinsel hikayeler ve pornografik içerikler, bireylerde gerçeklikten kopuk beklentiler oluşturabilmekte, bu da eşler arasındaki uyumu ve tatmini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. İslam ahlakına göre, müminin sadece eylemlerinden değil, o eylemlere zemin hazırlayan düşünce ve uyarıcılardan da sorumlu olduğu vurgulanır. Dolayısıyla, cinsel hazzın sadece eşler arasında, sevgi ve ibadet bilinciyle yaşanması teşvik edilirken; bu alanı metalaştıran, mahremiyeti ifşa eden veya zihni bulandıran okumalar manevi bir erozyon olarak görülür.
Sonuç olarak, İslam'da cinsellik evlilik içinde teşvik edilen bir olgu iken, evlilik dışı arzuları tetikleyen cinsel hikayelerin okunması, kişinin maneviyatına zarar verdiği ve potansiyel olarak zinaya (veya zinanın öncüllerine) yaklaştırdığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Dini otoriteler, bu tür içeriklerden uzak durulmasını, hem bireysel ahlakın hem de toplumun temel taşı olan ailenin selameti için elzem görmektedir.