İzmir’den gelen acı haber, günlük bültenlerin trajik bir tekrarından ibaret değil. Duvara çarparak yaşamını yitiren Seçkin Keçici’nin ölümü, hız, dikkatsizlik ve ne yazık ki en önemlisi, affetmeyen altyapı üçgeninin sonucudur.

Sadece bir çarpma eylemini raporlamak, meselenin derinliğini gözden kaçırmaktır. Bu tür vakalar Türkiye’nin en büyük şehirlerindeki trafik mühendisliğinin temel bir kusurunu işaret eder.

Bir şehir plancısı için duvara çarpma, sürücü hatasından ziyade, o duvarın neden kaza ihtimalinin yüksek olduğu bir noktada konumlandırıldığı sorusunu doğurur. Esas tartışılması gereken, yolları 'affedici' kılma vizyonunun neden yokluğudur. Standart bir trafik mühendisliği yaklaşımında, yüksek hızlı çarpışma riski taşıyan yerlerde sabit, ölümcül engeller (duvarlar, beton bariyerler) minimuma indirilmelidir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri, motosiklet kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısının endişe verici düzeyde yüksek olduğunu gösteriyor. Bu tablo, özellikle kurye ağlarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha da ağırlaştı.

Keçici'nin kazası özelinde, sürüş davranışını veya ekipman yeterliliğini bilmesek de, genel resimde koruyucu donanım eksikliği ve trafik kurallarına uymama eylemlerinin yüksek riskli bir 'mikro çevre' yarattığı gerçeği yadsınamaz. Ancak risk faktörlerinin tamamı bireylere yüklenemez.

Burada GokaNews olarak, yerel yönetimlere çağrımız açıktır: Kaza mahallinde incelemeler sadece çarpma hızını değil, yolun geometrisini, aydınlatmasını ve özellikle sürücünün kurtulma şansını sıfıra indiren çevresel faktörleri de mercek altına almalıdır.

İzmir gibi metropollerde artan trafik yoğunluğu ve motosiklet kullanımındaki patlama, sıradanlaştırdığımız bu ölümleri 'kaçınılmaz' olarak etiketlememizi engellemeli. Hiçbir ölüm 'kaçınılmaz' değildir. Her ölüm, 'Sıfır Vizyonu' (Vision Zero) prensibinin uygulanmadığı bir altyapının sonucudur.

Bu trajik olay, Seçkin Keçici’nin ailesi için büyük bir yıkım olmasının yanı sıra, kent güvenliği politikalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteren somut bir uyarıdır. Duvarlar sadece bir motosikleti durdurmaz; aynı zamanda şehircilik ve trafik politikalarımızın başarısızlıklarının da sembolü haline gelir.