İzmir’den gelen acı haber, bir kez daha metropollerimizdeki trafik güvenliği açığını yüzümüze çarptı. Seçkin Keçici’nin ölümü, sadece trajik bir olay değil; Türkiye’nin karayolu altyapısındaki sistemik zaafların en keskin göstergesidir.
Duvara çarparak gerçekleşen bu tekil olay, kaza mahalline dair daha derin sorular sormamızı gerektiriyor: O duvarın lokasyonu, çarpışma enerjisini absorbe edecek pasif güvenlik önlemlerinden yoksun muydu? Kritik noktalarda enerji sönümleyici bariyerler (crash barriers) neden standart uygulama haline getirilmiyor?
Bu tür ölümlerin yaygın kanısı genellikle 'hız' veya 'dikkatsizlik' üzerine kurulur. Ancak GokaNews olarak bizim bakış açımız farklıdır: Modern trafik mühendisliği, sürücülerin hata yapacağını varsayarak sistemi kurar. Sistem, hatayı affetmelidir.
İzmir, yoğun kentleşme ve artan motosiklet kullanımının (özellikle kurye trafiği) baskısı altında. Motosikletler, otomobillere kıyasla yollardaki en savunmasız araç grubudur. Kasklar koruma sağlasa da, sıfır hataya tahammül eden altyapılar, bir çarpışmada ölümcül etki yaratır.
Avrupa'da uygulanan 'Vision Zero' (Sıfır Vizyon) stratejisi, hiçbir trafik ölümünün kabul edilemez olduğu ilkesine dayanır. Bu stratejinin temel direklerinden biri, altyapıyı motosiklet kullanıcıları için özel olarak denetlemektir.
Türkiye’de ise durum tam tersi. Yüksek hızlı şehir içi arterlerimizde, motosiklet kullanıcılarının düşmesi durumunda sürüklenerek ciddi yaralanmalara neden olabilecek keskin kenarlı refüjler, uygunsuz bariyer yerleşimleri ve ani şerit daralmaları kronikleşmiş durumda.
Keçici, 35 yaşındaydı. Bir bireyin kaybı, ailesel yıkımın yanı sıra ulusal ekonomi açısından da kayıp işgücü anlamına gelir. Bu tür kazalar, salt bir emniyet meselesi değil, aynı zamanda doğrudan kamusal bir maliyet kalemidir.
Belediyeler ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün, her duvara çarpma vakasını, yoldaki ölümcül tasarım hatalarının bir denetim daveti olarak görmesi gerekiyor. Duvarlar, kazaların nedeni değil, altyapı ihmalinin nihai sonucudur.
Yetkililer, sadece hız limitlerini denetlemekle yetinmemeli; kritik noktalarda pasif güvenlik auditleri başlatmalıdır. Bir sonraki trajediyi beklemek yerine, risk haritası çıkarılmalı ve özellikle motosiklet trafiğinin yoğun olduğu güzergâhlarda 'af eden yollar' prensibi derhal uygulanmalıdır. Aksi takdirde bu ölümler, sadece istatistik hanesinde bir sayı olarak kalmaya mahkûm olacaktır.