TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Amerikan sivil haklar hareketinin en ikonik ve dönüştürücü figürlerinden biri olan Malcolm X’i, şehadetinin yıl dönümünde andı. Ancak GokaNews olarak bu mesajı sadece bir anma metni olarak değil, satır aralarındaki siyasi ve sosyolojik kodlarıyla okumak gerekir. Kurtulmuş'un, Malcolm X'in mücadelesini "tüm insanlığın birlik ve kardeşliği" çerçevesinde tanımlaması, Ankara'nın küresel adalet arayışındaki retoriğiyle birebir örtüşmektedir.
Malcolm X, ya da İslam'ı seçtikten sonraki adıyla El-Hajj Malik El-Shabazz, Türk siyasetinin muhafazakâr kanadı için her zaman bir "dışarıdaki içeriden" olmuştur. O, Batı emperyalizminin ve ırkçılığının kalbinde, o sistemin çelişkilerini yüzüne haykıran bir direniş sembolüdür. Kurtulmuş'un mesajı, Malcolm X’i sadece bir siyah hakları savunucusu olarak değil, evrensel bir İslam kardeşliği figürü olarak konumlandırıyor. Bu, Türkiye’nin son yıllarda dış politikada sıkça vurguladığı "Dünya beşten büyüktür" doktriniyle de ruhsal bir akrabalık içerir.
Neden Bu Önemli?
Malcolm X'in mirası, 1965'te Harlem'deki Audubon Ballroom'da sıkılan kurşunlarla sona ermedi; aksine küreselleşti. Kurtulmuş'un vurgusu, bu mirasın Türkiye'deki entelektüel ve siyasi yankısını gösteriyor. Malcolm X'in Hac dönüşü yazdığı o meşhur mektuptaki "Mavi gözlü, sarı saçlı insanlarla aynı tabaktan yemek yedim" ifadesi, ırkçılığa karşı İslam'ın kuşatıcılığını savunan tezlerin en güçlü kanıtı olarak kabul edilir. Ankara, bu anma üzerinden ırkçılık, İslamofobi ve sömürgecilik karşıtı duruşunu bir kez daha tazelemektedir.
Bir Sembol Olarak Malik El-Shabazz
Analiz edilmesi gereken bir diğer nokta ise, Malcolm X figürünün 'mazlumların sesi' olma niteliğidir. TBMM Başkanı'nın bu vurgusu, Türkiye'nin kendini sadece bölgesel bir güç olarak değil, küresel vicdanın bir sözcüsü olarak konumlandırma stratejisinin bir parçasıdır. Malcolm X, güce boyun eğmeyen, hakikati bedeli ne olursa olsun savunan bir karakterdir. Türk siyasetçilerin onu sık sık referans göstermesi, kendi siyasi mücadelelerini de bu "onurlu direniş" hattında gördüklerinin bir işaretidir.
Sonuç olarak, Numan Kurtulmuş’un paylaşımı, diplomatik bir nezaketin ötesinde, ideolojik bir akrabalığın ilanıdır. Malcolm X, Türkiye için okyanus ötesindeki bir yabancı değil, davası Ankara'nın sokaklarında yankılanan bir dava arkadaşıdır. Bu anma, adalet ve eşitlik talebinin coğrafya tanımadığının en somut göstergesidir.