Mersin’den gelen haber, sarsıcı olduğu kadar öngörülebilirdi. Merkezi bir Akdeniz ilçesinde, kontrolsüz bir cipin yayalara çarpması sonucu üç kişi hayatını kaybetti, üç kişi yaralandı. Ölenler arasında iki masum çocuğun bulunması, olayın boyutunu 'kaza' tanımının çok ötesine taşıyor. Bu, altyapısal bir cinayet, kamusal denetimdeki devasa boşluğun bir göstergesidir. Öncelikle, terminology hatasını düzeltelim: Bu bir 'kaza' değildir. 'Kaza', önlenemez, beklenmedik talihsizlik anlamına gelir. Oysa Türkiye’de, özellikle yaya trafiğinin yoğun olduğu yerlerde kaldırımsız, ışıksız, hız sınırının hiçe sayıldığı yollar, ölüme davetiye çıkarmaktır. Burası, GokaNews’un odak noktasıdır: Akdeniz gibi yoğun yerleşim yerlerinde, güçlü motorlu ve büyük hacimli araçların (cip/SUV) hız kesmeden ilerlemesine olanak tanıyan her yol tasarımı, yasal bir risk yaratır. *** Yaya Hakları Krizi Türkiye’deki şehir planlamasının temel sorunu, yayayı ikincil vatandaş olarak görmesidir. Yollar, araç akışını maksimize etmek üzere tasarlanır. Kaldırımlar daralır, yaya geçitleri silinir veya sürücünün insafına bırakılır. Bu vakada, hayatını kaybeden çocuklar, kent yönetiminin ‘hızın kutsallığı’ ilkesine kurban gitmiştir. Sadece sürücüyü suçlamak yetersizdir. Elbette, direksiyon başındaki kişinin sorumsuzluğu cezalandırılmalıdır. Ancak asıl sorumluluk, yeterli aydınlatma ve fiziki bariyer sağlamayan yerel yönetimdedir. Hız kesicilerin (kasislere alternatif, modern mühendislik çözümleri) eksikliği, yaya önceliği tabelalarının sembolik kalması, bu tür felaketlerin zeminini hazırlar. *** Sistemik İhmalin Maliyeti Her trafik ölümü, sadece bir istatistik değil, ülkenin beşeri sermayesine vurulan doğrudan bir darbedir. İki çocuğun kaybı, geleceğe dair potansiyelin yitirilmesidir. Sağlık sistemine yüklenen maliyet, yargı süreçlerine ayrılan kaynak da cabasıdır. Bizim analizimiz nettir: Mersin’deki bu trajedi, yalnızca Akdeniz Belediyesi’nin değil, Türkiye’deki tüm trafik ve şehir planlama otoritelerinin acil durum ilan etmesini gerektirir. Yaya güvenliğini ‘opsiyonel’ bir detay olarak gören zihniyet, artık kanla ödeme yapmaktadır. Çözüm, sıfır tolerans politikasıdır: Yaya geçitlerinde mutlak öncelik, hız limitlerinin agresif şekilde denetimi ve yaya alanlarını işgal eden araçlara karşı tavizsiz uygulama. Aksi takdirde, GokaNews’un bu sayfalarında benzer ölümlerin haberini yapmaya devam edeceğiz. Bu kayıplar, utanç vesikası olarak kent hafızasına kazınmalıdır.
MERSİN VAKASI: OTOMOBİL DEĞİL, SİSTEM ÖLDÜRDÜ
Mersin'in Akdeniz ilçesindeki trajik olay, basit bir trafik kazası değil, kronikleşmiş kentsel ihmalin kanlı bir faturasıdır. İki çocuğun da aralarında bulunduğu üç vatandaşımızın bir cipin çarpması sonucu hayatını kaybetmesi, GokaNews analizi için acil bir çağrıdır: Bu coğrafyada yaya, neden her zaman en zayıf halka kalıyor?
Kaynak: HABERTURK.COM .