Piyasaların geçen haftaki performansını basit bir 'pozitif seyir' olarak okumak, resmin bütününü kaçırmaktır. Asıl hikaye, yatırımcıların bilinçli bir şekilde jeopolitik riskleri 'arka plan gürültüsü' olarak fiyatlamayı seçmesidir. ABD-İran hattındaki gerilim gibi normalde piyasaları sarsacak gelişmeler, Silikon Vadisi'nden gelen yapay zeka anlaşmalarının ve Fed'in faiz indirimi fısıltılarının gölgesinde kaldı.
ANALİZ: Bu durum, piyasada tek boyutlu bir odaklanma olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar şu anda tek bir şeye inanıyor: Yapay zeka, verimlilikte ve kârlılıkta öyle bir devrim yaratacak ki, geleneksel risk faktörleri önemini yitirecek. Bu, sadece bir teknoloji rallisi değil, aynı zamanda ekonomik paradigmaların değişebileceğine dair spekülatif bir bahistir. Bu coşku, Fed'in gevşek para politikası vaadiyle daha da körükleniyor; ucuz para, risk iştahını besleyen temel yakıttır.
Ancak bu iyimserlik, kendi içinde bir tuzak barındırıyor. Piyasalar, olumsuz haberlere karşı bir nevi 'bağışıklık' geliştirmiş gibi görünse de, bu durum sonsuza dek süremez. Gelecek hafta gündeme gelecek olan ABD'nin tarife politikaları, bu teoriyi test edecek ilk somut engel.
NEDEN ÖNEMLİ? Ortadoğu'daki bir gerilim, soyut ve uzak bir risk olarak algılanabilir. Ancak doğrudan küresel tedarik zincirlerini ve şirket bilançolarını vuran yeni gümrük vergileri, göz ardı edilemeyecek kadar somut bir tehdittir. Bu, yapay zeka coşkusunun, reel ekonominin sert gerçekleriyle ilk kez yüzleşeceği an olabilir.
Sonuç olarak, piyasalar bir ipin üzerinde yürüyor. Aşağıda jeopolitik ve ticari risklerden oluşan bir fırtına var, ileride ise teknoloji ve likidite bolluğunun yarattığı bir vaha. Önümüzdeki haftanın verileri ve başlıkları, piyasanın bu ip üzerinde dengede kalıp kalamayacağını belirleyecek.