Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak’ın 'il ve ilçe merkezlerinde bulunan bütün sokak hayvanlarının toplatıldığını' duyurması, yerel bir haberin çok ötesinde, ulusal çapta bir vaka analizi niteliği taşıyor. Vali Şıldak’ın "hedefe ulaşıldı" ifadesiyle paylaştığı 27 bin 960 rakamı, olayın boyutunu gözler önüne seriyor. Ancak GokaNews olarak bu tablonun ardındaki gri alanlara odaklanmak zorundayız.
Öncelikle rakamın büyüklüğü üzerinde durulmalı. Yaklaşık 28 bin hayvanın kısa sürede toplanıp barınaklara götürülmesi, devasa bir operasyonel güç gerektirir. Ancak asıl mesele toplama kapasitesi değil, bakım sürdürülebilirliğidir. Türkiye genelinde en donanımlı barınakların bile kapasite ve hijyen sorunlarıyla boğuştuğu bir gerçeklikte, Şanlıurfa’nın bu kadar büyük bir popülasyonu hangi standartlarda barındıracağı sorusu kritiktir. Bu hayvanların beslenmesi, sterilizasyonu ve rehabilitasyonu için gereken bütçe ve personel gücü, çoğu büyükşehir belediyesinin bile altından kalkmakta zorlanacağı bir yük.
Valiliğin "hedefe ulaşıldı" retoriği, sokak hayvanları meselesini bir "kamu güvenliği temizliği" olarak çerçevelediğini gösteriyor. Sokakların güvenli hale gelmesi, vatandaşın en meşru talebidir; ancak bu talep karşılanırken hayvan refahı yasalarının ve etik standartların ne ölçüde korunduğu şeffaflık gerektirir. Toplanan hayvanların akıbeti, sadece hayvanseverlerin değil, kamu vicdanının da takibinde olmalıdır.
Bu hamle, Türkiye'nin diğer illeri için de bir emsal teşkil edebilir. "Sokakta hayvan kalmayacak" yaklaşımı, yasal düzenlemelerle sahadaki uygulamalar arasındaki makası açıyor. Eğer Şanlıurfa modelinde barınaklar, hayvanların yaşam döngüsünü tamamlayabildiği rehabilitasyon merkezleri yerine, sadece gözden ırak tutuldukları depolama alanlarına dönüşürse, bu "başarı" hikayesi kısa vadeli bir çözümden öteye gidemez.
Sonuç olarak, Şanlıurfa’daki bu radikal adım, sokak hayvanları sorununun çözümünde "topla ve kapat" yönteminin ne kadar uygulanabilir olduğunu test edecek bir laboratuvar görevi görecek. Rakamlar etkileyici olabilir, ancak bir toplumun medeniyet seviyesi, istatistiklerden ziyade o rakamların arkasındaki canlılara sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.