Orta Doğu’nun hassas dengeleri üzerinde yürütülen psikolojik harp, Tahran'dan gelen son açıklamalarla yeni bir boyuta evrildi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi’nin sözleri, standart bir kınama mesajından çok daha fazlasını ifade ediyor. Azizi, Tahran'ın artık en ufak bir kıvılcımı dahi yangın sebebi sayacağının altını çizdi.

Azizi’nin "İran'a karşı, ne ölçekte olursa olsun, yapılacak her türlü eylemin pişman edici bir sonucu olacaktır" şeklindeki çıkışı, GokaNews analistlerine göre İran savunma doktrininde keskin bir makas değişimine işaret ediyor. Burada kilit ifade "ne ölçekte olursa olsun". Bu, Tahran'ın artık "orantılılık" ilkesini bir kenara bıraktığı anlamına geliyor. Eskiden küçük çaplı sabotajları veya siber saldırıları sineye çeken veya zamana yayarak yanıt veren İran yönetimi, artık "sıfır tolerans" politikasına geçtiğini ilan ediyor.

Neden Şimdi?

Bu söylem değişikliği tesadüf değil. Bölgedeki gerilimin, vekil güçler (proxies) üzerinden yürütülen çatışmalardan devletler arası doğrudan çatışma riskine kaydığı bir süreçten geçiyoruz. Azizi’nin "Teslim olmayacağız" vurgusu, aslında masadaki diğer seçeneklerin tükendiğinin bir itirafı. İran, caydırıcılığını korumanın tek yolunun, saldırgan tarafa "kabul edilemez maliyetler" yüklemek olduğuna karar vermiş durumda.

Söz konusu açıklama, sadece İsrail veya ABD'ye değil, aynı zamanda İran iç kamuoyuna ve "Direniş Ekseni"ne de bir mesaj. Ekonomik yaptırımlar ve iç baskılarla boğuşan Tahran yönetimi, dışarıda zayıf görünme lüksüne sahip değil. Ulusal Güvenlik Komisyonu gibi stratejik bir makamdan gelen bu uyarı, olası bir saldırı durumunda kararın çoktan verildiğini gösteriyor: Yanıt otomatik, sert ve pişman edici olacak.

GokaNews Perspektifi

Analizimiz şudur ki; İbrahim Azizi'nin bu sert çıkışı, bölgedeki "gri alanları" yok etmiştir. Artık örtülü operasyonların dahi savaş sebebi sayılabileceği bir kırmızı çizgi çekilmiştir. Karşı tarafın bu resti görüp görmeyeceği, önümüzdeki günlerin kaderini belirleyecek. Ancak kesin olan şu: Tahran, "yumuşak güç" dönemini kapatmış, "sert güç" kartını masanın tam ortasına koymuştur. Bu saatten sonra yapılacak her hamle, satranç tahtasını devirme riski taşıyor.