Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki konteyner kentte yaşananlar, üçüncü sayfa haberlerinin ötesinde, sosyolojik ve hukuki bir çürümeyi işaret ediyor. Cemile Yıldırım’ın hayatını kaybettiği, eşi ve kızının ağır yaralandığı saldırının faili sıradan bir suçlu değil; Kırıkhan Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Demir. Devletin şefkat elini temsil etmesi gereken bir makamın, nasıl bir ölüm makinesine dönüştüğünü anlamak için olayın geçmişine bakmak şart.
Mehmet Demir, dört yıl önce 'gıda yardımı' bahanesiyle Yıldırım ailesinin evine giriyor. İddiaya göre bu süreçte, ailenin o dönem daha da genç olan kızı M.D.Y.'yi taciz ediyor. İşte GokaNews olarak dikkat çekmek istediğimiz nokta tam da burası: Afet bölgelerinde veya yoksulluk sınırındaki hanelerde, yardımı bir 'güç ve şantaj' aracı olarak kullanan bu zihniyet, bürokrasinin en karanlık yüzüdür. Yardım kolisi götüren elin, o evin mahremiyetini ihlal etme hakkını kendinde bulması, denetimsiz gücün yarattığı bir sapkınlıktır.
Olayın hukuki boyutu ise tam bir fiyasko. Taciz iddiasıyla hakkında dava açılan bir kamu görevlisi, dört yıl boyunca 'tutuksuz' yargılanıyor. Bu süre zarfında görevine devam etmesi, şüphelinin toplum içindeki 'dokunulmazlık' algısını beslemiştir. Mağdur aile, tacizcisiyle aynı ilçede, belki de her gün yüz yüze bakarak adalet beklemek zorunda bırakılmıştır. Bu durum, failde 'bana bir şey olmaz' özgüvenini, mağdurda ise derin bir kimsesizlik hissini tetikler.
Saldırının zamanlaması ise tesadüf olmaktan çok uzak. Kanlı baskın, taciz davasının duruşmasının görüldüğü gün gerçekleşiyor. Bu, adaletin tecelli edeceğinden korkan bir sanığın, tanıkları ve mağdurları susturma girişimidir. Yargı mekanizmasının taciz vakalarında 'tutuksuz yargılama' ısrarı, ne yazık ki sanıklara suç delillerini karartma veya bu vakada olduğu gibi 'mağduru ortadan kaldırma' fırsatı tanıyor.
Konteyner kentler, depremzedelerin sığındığı, güvenlik ihtiyacının en üst düzeyde olduğu alanlardır. Böyle bir alanda, bir belediye müdürünün silahıyla dehşet saçabilmesi, güvenlik zafiyetinin de ötesinde bir cüretkarlıktır. Cemile Yıldırım’ın ölümü, sadece bir kurşun yarası değil; dört yıldır süregelen bir istismarın ve önleyici tedbir almayan sistemin sonucudur.
Sonuç olarak; Mehmet Demir tutuklandı ancak bu tutuklama Cemile Yıldırım’ı geri getirmeyecek. Bu olay, yerel yönetimlerde görev alan kişilerin psikolojik ve etik taramadan geçirilmesinin hayati önemini bir kez daha ortaya koydu. 'Yardım' kılıfı altında suç işleyen profillerin kamu görevinden ivedilikle uzaklaştırılmaması, bedeli canla ödenen ihmaller zincirine yol açıyor. Kırıkhan’daki bu vahşet, yetkiyi kötüye kullananlara karşı yargının çok daha hızlı ve koruyucu refleksler geliştirmesi gerektiğinin kanlı bir ispatıdır.