GokaNews Analiz Masası - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya üzerinden paylaştığı videolu mesaj, Türk siyasetinde hukukun araçsallaştırılması tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. 'Hukuk' ve 'demokrasi' kavramlarını merkeze alan bu çıkış, sadece bir belediye başkanının savunması değil, 2028’e giden yolda muhalefetin oyun planını ifşa eden bir hamle.
İmamoğlu’nun “Yargı tacizinden korkan herkes için konuşuyorum” ifadesi, stratejik bir iletişim başarısıdır. Burada kurulan denklem basit ama etkili: İmamoğlu, kendi üzerindeki siyasi yasak davasını (kamuoyunda bilinen adıyla 'Ahmak Davası'), sokaktaki vatandaşın yaşadığı hukuk güvensizliğiyle eşliyor. Kendi kaderini, milyonların kaderiyle birleştirerek, olası bir cezayı şahsına değil, 'halka yapılmış bir darbe' olarak çerçeveliyor.
“On milyonlar için konuşuyorum” vurgusu ise satır arası en dolu mesaj. Bu ifadeyle İmamoğlu, yetki alanını İstanbul sınırlarından çıkarıp ulusal bir liderlik pozisyonuna taşıyor. CHP içindeki liderlik tartışmalarının ve 'değişim' rüzgarlarının dindiği sanılan bir dönemde, bu çıkış 'Ben buradayım ve oyunun kurucusu benim' demektir.
Neden Şimdi?
İstinaf Mahkemesi’nin karar aşamasında olduğu spekülasyonlarının arttığı bir dönemdeyiz. İmamoğlu, yargıdan çıkabilecek olumsuz bir kararı (siyasi yasak) önceden kadük bırakmak veya maliyetini iktidar için katlanılamaz hale getirmek istiyor. Bu, hukuki bir savunmadan çok, siyasi bir önleyici vuruş.
Yargı Tacizi Kavramı
Metinde geçen 'yargı tacizi' terimi, uluslararası literatürde sıkça kullanılan 'judicial harassment' kavramına doğrudan bir atıf. İmamoğlu, bu söylemle sadece iç kamuoyuna değil, Batı başkentlerine ve uluslararası gözlemcilere de 'Türkiye’de hukuk devleti askıda' mesajını iletiyor. Bu, yerel seçim zaferinin getirdiği meşruiyeti, uluslararası bir kalkanla birleştirme çabasıdır.
GokaNews Perspektifi
İmamoğlu’nun bu videosu, Saraçhane mitingindeki enerjiyi dijital bir manifesto ile sürdürme gayretidir. İktidar bloğu, yargı yoluyla potansiyel en güçlü rakibini denklem dışına itmek isteyebilir; ancak İmamoğlu’nun bu hamlesi, olası bir yasak kararının onu siyasetten silmek yerine, mağduriyet üzerinden daha da büyütebileceğini gösteriyor.
Siyaset, bazen satranç tahtasında değil, mahkeme koridorlarında oynanır. Ancak İmamoğlu, masayı devirip oyunu yeniden kurma niyetinde. Mesaj net: 'Beni yargılayabilirsiniz ama on milyonları susturamazsınız.'