Bolu'da meydana gelen ve kan donduran görüntülerle sosyal medyaya düşen olay, Türkiye'nin eğitim ve gençlik politikalarında acil bir alarm zili olarak okunmalı. Okul çıkışında evlerine gitmeye çalışan ortaokul öğrencisi kız çocukları, kendilerinden yaşça büyük (15 yaşında) bir grup hemcinsi tarafından bir parkta kıstırıldı.

Sıradan bir sözlü tartışmadan bahsetmiyoruz. Bu, organize, hedef odaklı ve güç asimetrisine dayalı saf bir şiddet eylemi. Mağdurların darp edilmesi, gasp girişimi ve dehşetin cep telefonuyla kayda alınması, olayın boyutunu 'akran zorbalığı'ndan çıkarıp adli bir vakaya dönüştürüyor.

GokaNews Analizi: Şiddetin Pornografisi ve 'Beğeni' Kültürü

Bu olayı basit bir asayiş haberi olarak okumak hatadır. 15 yaşındaki bir çocuğun, kendinden küçükleri darp ederken bunu kayda aldırması, şiddetin dijital dünyada bir 'statü' aracı olarak görüldüğünü kanıtlıyor. Şiddet artık gizli saklı yapılan bir utanç kaynağı değil; aksine, paylaşılmak, yayılmak ve korku üzerinden saygı devşirmek için sergilenen bir 'şov' haline geldi.

Neden Endişelenmeliyiz?

Olayın failleri de mağdurları da kız çocuğu. Bu detay, şiddetin cinsiyetsizleştiğini ve sokağın vahşi hiyerarşisinin toplumsal cinsiyet rollerini aştığını gösteriyor. 15 yaş, ergenliğin en fırtınalı dönemi olabilir; ancak bir park köşesinde çeteleşip 'haraç' veya 'gasp' mantığıyla hareket etmek, sosyolojik bir çürümeye işaret eder.

Darp raporu alan öğrenci fiziksel olarak iyileşecektir. Ancak o parkta yaşanan korku, çocukların güvenli alan algısını kalıcı olarak zedeledi. Okul çevresi güvenliği sadece polis devriyeleriyle sağlanamaz; bu çocukların şiddeti bir çözüm veya eğlence aracı olarak görmesini engelleyecek psiko-sosyal bariyerlere ihtiyacımız var.

Emniyet güçleri olaya karışan çocuklar hakkında işlem başlattı. Ancak hukuk sistemimizdeki çocuk yargılaması pratikleri, bu tür vakalarda genellikle caydırıcılıktan uzak kalıyor. Eğer bugün 15 yaşında parkta yol kesenler rehabilite edilmezse, yarın çok daha organize suçların failleri olarak karşımıza çıkacaklar.

Bolu'daki bu park, aslında tüm Türkiye'nin bir özeti. Çocuklarımız okulda eğitim görüyor olabilir, ama sokakta 'Orman Kanunları'nı öğreniyorlar. Ve ne yazık ki, ellerindeki telefonlar bu kanunsuzluğun hem silahı hem de tanığı.