Böyle bir altyapının hayata geçirilmesi durumunda Dünya ile Ay arasındaki veri aktarım kapasitesinde büyük bir sıçrama yaşanabileceği belirtiliyor. Bugün yörüngede çalışan Starlink uydularında kullanılan teknoloji aslında yeni değil. SpaceX’in mevcut Starlink filosundaki her uydu, “space laser” olarak da bilinen üç adet uydu arası optik bağlantı sistemi taşıyor. Bu lazer bağlantıları tek bir hat üzerinden yaklaşık 100 Gbps veri aktarım kapasitesi sunabiliyor.

Bazı senaryolarda ise aktarım hızının 200 Gbps seviyesine kadar ulaştığı ifade ediliyor. Her ne kadar lazerler Starlink için yeni olmasa da alçak yörüngede çalışan mevcut Starlink altyapısını Ay mesafesine taşımak son derece karmaşık mühendislik problemlerini beraberinde getiriyor. Dünya yörüngesindeki Starlink uyduları birbirlerinden birkaç yüz kilometre uzaklıkta çalışırken Ay ile Dünya arasındaki ortalama mesafe yaklaşık 384 bin kilometre seviyesinde bulunuyor. Bu kadar uzun mesafede kararlı bir lazer bağlantısının korunması oldukça hassas yönlendirme sistemleri gerektiriyor.

Ayrıca atmosfer kaynaklı bozucu etkilerin de hesaba katılması gerekiyor. Öte yandan Starlink, “Bu teknolojiyi Ay çevresine yerleştirmek, yüzlerce terabit kapasite ile bağlantı sağlayabilir. Bu, Ay yüzeyinin herhangi bir yerinde Gigabit bağlantısını etkinleştirebilir” ifadelerini kullanıyor. SpaceX şu ana kadar sistemin nasıl kurulacağına dair resmi bir mimari paylaşmadı. Şirket ayrıca herhangi bir takvim veya görev planı da açıklamış değil.

Konuya ilişkin paylaşımlar, projenin halen araştırma ve değerlendirme aşamasında olduğunu gösteriyor. SpaceX’in Ay iletişim ağına yönelik ilgisi, şirketin uzun vadeli Ay planlarıyla doğrudan bağlantılı görülüyor. NASA’nın Artemis programı kapsamında geliştirilen insanlı Ay görevlerinde SpaceX’in Starship aracı “Human Landing System” olarak görev yapacak. Ay yüzeyinde sürdürülebilir operasyonlar yürütülebilmesi için ise yüksek hızlı ve kesintisiz iletişim altyapısı kritik önem taşıyor.

Eğer Starlink’in lazer tabanlı ağ yapısı Dünya-Ay sistemi içerisinde çalışabilecek şekilde uyarlanabilirse, NASA ve gelecekte Ay’da faaliyet gösterecek ticari şirketler için NASA’nın mevcut Deep Space Netwrok’ten çok daha yüksek kapasiteli bir veri aktarım altyapısı oluşabilir. Özellikle yüksek çözünürlüklü görüntü aktarımı, gerçek zamanlı sistem kontrolü ve büyük bilimsel veri paketlerinin iletimi açısından bu tür bir ağın önemli avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Tam teşekküllü işlevsel gerçek Mecha yapmak Japonlara değil de Çinlilere kısmetmiş.